Aile İşletmelerinde En Kritik Sermaye: GÜVEN

Aile İşletmelerinde En Kritik Sermaye: GÜVEN

Aile İşletmelerinde En Kritik Sermaye: GÜVEN

Paylaş:

Aile İşletmelerinde En Kritik Sermaye: GÜVEN

Bir aile işletmesinde bilanço ne kadar güçlü olursa olsun, güven zayıfsa gelecek kırılgandır.

Aile işletmelerinde krizler çoğu zaman para, pazar ya da rekabetten değil aslında güven kaybından başlıyor. Tabi aile üyeleri bunu dile getirmiyor, ya da sorunun temelinin aslında ‘güven duymak’ ile ilgili olduğunun farkında değil. Ya da adını koymuyor

Peki güven neden bu kadar kritik?

Bir çalışmamızda rastladığımız deneyimi paylaşmak istiyorum;

Aile işletmesindeyiz, toplantı sırasında ikinci nesilden bir serzeniş geldi. 

“Babam bana işi devretti ama bana güvenmedi.”

Bunu bir toplantıda, sesi çok yükselmeden söyledi ancak odadaki herkes ne dediğini çok net anladı.

Şirket 38 yıllıktı.

Kurucu baba hâlâ her sabah ilk gelen, akşam en son çıkan kişiydi. Oğlu ise resmî olarak Genel Müdürdü.

Kağıt üzerinde devir yapılmıştı. Gerçekte ise kontrol hiç devredilmemişti.

Baba şunu söylüyordu: “Ben bu şirketi yoktan var ettim. Bir risk alınacaksan karar bende olmalı.’’

Oğul ise şunu hissediyordu: “Bana yetki verdin ama arkamda durmadın.”

Kararlar alınıyor, ama son anda değiştiriliyordu. Toplantılar yapılıyor, ama kararlar koridorda bozuluyordu.

Kimse kimseye açıkça güvenmediğini söylemiyordu.

Ama herkes bunu davranışlardan anlıyordu.

Güven olmayınca ne oldu?

  • Oğul inisiyatif almamaya başladı
  • Baba daha çok kontrol etmeye başladı
  • Profesyonel ekip “iki patronlu” yapının içinde kaldı
  • Herkes hataları ile ilgili sorumluluk almak yerine kendini korumaya geçti

Bir noktadan sonra mesele artık:

  • kârlılık değildi
  • strateji değildi

Birbirine inanıp inanmamaktı. !!

Asıl Kırılma Anı

Bir gün oğul şunu söyledi:

“Hata yapmamdan korkuyorsun ama bana hata yapma alanı tanımıyorsun.”

Baba bir müddet sessiz kaldı, sonra da; 

“Ben sana güvenmiyor değilim…Ya şirket zarar görürse diye korkuyorum.”

İşte tam burada fark ettik:

Bu bir yönetim sorunu değil, bir güven ve korku meselesiydi.

Güven, sözle değil sistemle kurulur

O gün şunu konuştuk:

  • Yetki alanları netleşmeden güven oluşmaz
  • Performans kriterleri olmadan güven ölçülemez
  • Hata toleransı tanımlanmadan sorumluluk alınmaz
  • Kurallar kişilere göre değişirse kimse kendini güvende hissetmez

Güven;
“Ben buradayım” demek değil,

“Bu sistem seni korur” diyebilmektir.

Bugün

Baba hâlâ şirkette. Ama artık her şeye karışmıyor. Oğul karar alıyor. Hata yaptığında saklamıyor. Çünkü biliyor ki arkasında bir sistem var.

Şirket büyüdü mü? Evet.

Ama daha önemlisi şu oldu: İlişki onarıldı.

Kurucu – Yeni Nesil Çatışmasından Çıkan 3 Acı Ders

1️⃣ Yetki devri güvenle değil, netlikle başlar
“Yetki verdim” demek yetmez.
Alan, sınır ve karar hakkı net değilse güven oluşmaz.
Netlik yoksa kurucu kontrolü bırakmaz,
yeni nesil sorumluluk almaz.

2️⃣ Güven, niyetle değil sistemle kurulur
“Ben iyi niyetliyim” aile işletmesini kurtarmaz.
Rol tanımı, performans kriteri, karar mekanizması yoksa
güven kişilere bağlı kalır ve ilk krizle yıkılır.
Sistem yoksa herkes birbirini kollamaya başlar.

3️⃣ Konuşulmayan her şey büyür ve işletmeye zarar verir
Korkular, beklentiler ve hayal kırıklıkları konuşulmadığında
koridorda kararlar alınır, toplantılar anlamsızlaşır.
Sessizlik ilişkiyi, ilişki de işi bozar.

Aile işletmelerinin sürdürülebilir olması, işlerini geliştirebilmeleri, değişimle baş edebilmeleri için yapılması gereken şeyleri sıra geldikçe paylaşıyorum. Yapılacak çok şey var. Bununla birlikte; 

  • Yetki devri güven olmadan yapılmaz,
  • Nesil geçişi güven olmadan tamamlanmaz,
  • Profesyonelleşme güven olmadan kabul görmez.

Kurucu yeni nesle güvenmezse → kontrolü bırakmaz.
Yeni nesil kendine güvenilmediğini hissederse → sorumluluk almaktan kaçınır.
Profesyonellere güven yoksa → kişiler çalışsa da sistemler çalışmaz.

Güven yoksa; 

  • Kararlar gecikir, herkes birbirini kollamaya başlar
  • Mikro yönetim artar, inisiyatif azalır
  • “Aile içi konuşulmayan konular” çoğalır
  • Yetkin insanlar ya susar ya gider
  • En önemlisi: işin yarınını kimse gerçekten sahiplenmez

Bir noktadan sonra sorun artık iş değildir;

ilişkidir, niyettir, algıdır.

Peki, güven zemini nasıl inşa edilir?

Güven;
“Beni yarı yolda bırakmaz”,
“Adil davranır”,
“Arkamdan iş çevirmez”
duygusunun sistemli şekilde inşa edilmesidir.

Güven, iyi niyet beyanıyla değil; davranışla oluşur. 

  • 🎯 Roller ve yetkiler net mi?
  • 📊 Kararlar şeffaf mı, ölçülebilir mi?
  • 🤝 Söz verildiğinde tutuluyor mu?
  • 🧭 Aile, yönetim ve icra alanları ayrılmış mı?
  • 🗣️ Zor konular konuşulabiliyor mu?

📌 Bu yazıyı okurken siz de kendinize şu soruyu sorun:
“Bizim işletmemizde ‘güven’ bir varsayım mı, yoksa sistemlere bağlı ve gerçek mi?”

🔹 Profesyonel Sistemlerle Güçlü Bir Gelecek İnşa Edin!
👉 Aile işletmenizde uyumu artırmak, profesyonelleşmek ve büyümek için kaydolun!
➡️ https://actioncoachturkey.com/aile-isletmeleri/

Benzer Yazılar

Paylaş:

Aile İşletmelerinde En Kritik Sermaye: GÜVEN

Bir aile işletmesinde bilanço ne kadar güçlü olursa olsun, güven zayıfsa gelecek kırılgandır.

Aile işletmelerinde krizler çoğu zaman para, pazar ya da rekabetten değil aslında güven kaybından başlıyor. Tabi aile üyeleri bunu dile getirmiyor, ya da sorunun temelinin aslında ‘güven duymak’ ile ilgili olduğunun farkında değil. Ya da adını koymuyor

Peki güven neden bu kadar kritik?

Bir çalışmamızda rastladığımız deneyimi paylaşmak istiyorum;

Aile işletmesindeyiz, toplantı sırasında ikinci nesilden bir serzeniş geldi. 

“Babam bana işi devretti ama bana güvenmedi.”

Bunu bir toplantıda, sesi çok yükselmeden söyledi ancak odadaki herkes ne dediğini çok net anladı.

Şirket 38 yıllıktı.

Kurucu baba hâlâ her sabah ilk gelen, akşam en son çıkan kişiydi. Oğlu ise resmî olarak Genel Müdürdü.

Kağıt üzerinde devir yapılmıştı. Gerçekte ise kontrol hiç devredilmemişti.

Baba şunu söylüyordu: “Ben bu şirketi yoktan var ettim. Bir risk alınacaksan karar bende olmalı.’’

Oğul ise şunu hissediyordu: “Bana yetki verdin ama arkamda durmadın.”

Kararlar alınıyor, ama son anda değiştiriliyordu. Toplantılar yapılıyor, ama kararlar koridorda bozuluyordu.

Kimse kimseye açıkça güvenmediğini söylemiyordu.

Ama herkes bunu davranışlardan anlıyordu.

Güven olmayınca ne oldu?

  • Oğul inisiyatif almamaya başladı
  • Baba daha çok kontrol etmeye başladı
  • Profesyonel ekip “iki patronlu” yapının içinde kaldı
  • Herkes hataları ile ilgili sorumluluk almak yerine kendini korumaya geçti

Bir noktadan sonra mesele artık:

  • kârlılık değildi
  • strateji değildi

Birbirine inanıp inanmamaktı. !!

Asıl Kırılma Anı

Bir gün oğul şunu söyledi:

“Hata yapmamdan korkuyorsun ama bana hata yapma alanı tanımıyorsun.”

Baba bir müddet sessiz kaldı, sonra da; 

“Ben sana güvenmiyor değilim…Ya şirket zarar görürse diye korkuyorum.”

İşte tam burada fark ettik:

Bu bir yönetim sorunu değil, bir güven ve korku meselesiydi.

Güven, sözle değil sistemle kurulur

O gün şunu konuştuk:

  • Yetki alanları netleşmeden güven oluşmaz
  • Performans kriterleri olmadan güven ölçülemez
  • Hata toleransı tanımlanmadan sorumluluk alınmaz
  • Kurallar kişilere göre değişirse kimse kendini güvende hissetmez

Güven;
“Ben buradayım” demek değil,

“Bu sistem seni korur” diyebilmektir.

Bugün

Baba hâlâ şirkette. Ama artık her şeye karışmıyor. Oğul karar alıyor. Hata yaptığında saklamıyor. Çünkü biliyor ki arkasında bir sistem var.

Şirket büyüdü mü? Evet.

Ama daha önemlisi şu oldu: İlişki onarıldı.

Kurucu – Yeni Nesil Çatışmasından Çıkan 3 Acı Ders

1️⃣ Yetki devri güvenle değil, netlikle başlar
“Yetki verdim” demek yetmez.
Alan, sınır ve karar hakkı net değilse güven oluşmaz.
Netlik yoksa kurucu kontrolü bırakmaz,
yeni nesil sorumluluk almaz.

2️⃣ Güven, niyetle değil sistemle kurulur
“Ben iyi niyetliyim” aile işletmesini kurtarmaz.
Rol tanımı, performans kriteri, karar mekanizması yoksa
güven kişilere bağlı kalır ve ilk krizle yıkılır.
Sistem yoksa herkes birbirini kollamaya başlar.

3️⃣ Konuşulmayan her şey büyür ve işletmeye zarar verir
Korkular, beklentiler ve hayal kırıklıkları konuşulmadığında
koridorda kararlar alınır, toplantılar anlamsızlaşır.
Sessizlik ilişkiyi, ilişki de işi bozar.

Aile işletmelerinin sürdürülebilir olması, işlerini geliştirebilmeleri, değişimle baş edebilmeleri için yapılması gereken şeyleri sıra geldikçe paylaşıyorum. Yapılacak çok şey var. Bununla birlikte; 

  • Yetki devri güven olmadan yapılmaz,
  • Nesil geçişi güven olmadan tamamlanmaz,
  • Profesyonelleşme güven olmadan kabul görmez.

Kurucu yeni nesle güvenmezse → kontrolü bırakmaz.
Yeni nesil kendine güvenilmediğini hissederse → sorumluluk almaktan kaçınır.
Profesyonellere güven yoksa → kişiler çalışsa da sistemler çalışmaz.

Güven yoksa; 

  • Kararlar gecikir, herkes birbirini kollamaya başlar
  • Mikro yönetim artar, inisiyatif azalır
  • “Aile içi konuşulmayan konular” çoğalır
  • Yetkin insanlar ya susar ya gider
  • En önemlisi: işin yarınını kimse gerçekten sahiplenmez

Bir noktadan sonra sorun artık iş değildir;

ilişkidir, niyettir, algıdır.

Peki, güven zemini nasıl inşa edilir?

Güven;
“Beni yarı yolda bırakmaz”,
“Adil davranır”,
“Arkamdan iş çevirmez”
duygusunun sistemli şekilde inşa edilmesidir.

Güven, iyi niyet beyanıyla değil; davranışla oluşur. 

  • 🎯 Roller ve yetkiler net mi?
  • 📊 Kararlar şeffaf mı, ölçülebilir mi?
  • 🤝 Söz verildiğinde tutuluyor mu?
  • 🧭 Aile, yönetim ve icra alanları ayrılmış mı?
  • 🗣️ Zor konular konuşulabiliyor mu?

📌 Bu yazıyı okurken siz de kendinize şu soruyu sorun:
“Bizim işletmemizde ‘güven’ bir varsayım mı, yoksa sistemlere bağlı ve gerçek mi?”

🔹 Profesyonel Sistemlerle Güçlü Bir Gelecek İnşa Edin!
👉 Aile işletmenizde uyumu artırmak, profesyonelleşmek ve büyümek için kaydolun!
➡️ https://actioncoachturkey.com/aile-isletmeleri/

Benzer Yazılar

Aile İşletmelerinde En Kritik Sermaye: GÜVEN

Bir aile işletmesinde bilanço ne kadar güçlü olursa olsun, güven zayıfsa gelecek kırılgandır.

Aile işletmelerinde krizler çoğu zaman para, pazar ya da rekabetten değil aslında güven kaybından başlıyor. Tabi aile üyeleri bunu dile getirmiyor, ya da sorunun temelinin aslında ‘güven duymak’ ile ilgili olduğunun farkında değil. Ya da adını koymuyor

Peki güven neden bu kadar kritik?

Bir çalışmamızda rastladığımız deneyimi paylaşmak istiyorum;

Aile işletmesindeyiz, toplantı sırasında ikinci nesilden bir serzeniş geldi. 

“Babam bana işi devretti ama bana güvenmedi.”

Bunu bir toplantıda, sesi çok yükselmeden söyledi ancak odadaki herkes ne dediğini çok net anladı.

Şirket 38 yıllıktı.

Kurucu baba hâlâ her sabah ilk gelen, akşam en son çıkan kişiydi. Oğlu ise resmî olarak Genel Müdürdü.

Kağıt üzerinde devir yapılmıştı. Gerçekte ise kontrol hiç devredilmemişti.

Baba şunu söylüyordu: “Ben bu şirketi yoktan var ettim. Bir risk alınacaksan karar bende olmalı.’’

Oğul ise şunu hissediyordu: “Bana yetki verdin ama arkamda durmadın.”

Kararlar alınıyor, ama son anda değiştiriliyordu. Toplantılar yapılıyor, ama kararlar koridorda bozuluyordu.

Kimse kimseye açıkça güvenmediğini söylemiyordu.

Ama herkes bunu davranışlardan anlıyordu.

Güven olmayınca ne oldu?

  • Oğul inisiyatif almamaya başladı
  • Baba daha çok kontrol etmeye başladı
  • Profesyonel ekip “iki patronlu” yapının içinde kaldı
  • Herkes hataları ile ilgili sorumluluk almak yerine kendini korumaya geçti

Bir noktadan sonra mesele artık:

  • kârlılık değildi
  • strateji değildi

Birbirine inanıp inanmamaktı. !!

Asıl Kırılma Anı

Bir gün oğul şunu söyledi:

“Hata yapmamdan korkuyorsun ama bana hata yapma alanı tanımıyorsun.”

Baba bir müddet sessiz kaldı, sonra da; 

“Ben sana güvenmiyor değilim…Ya şirket zarar görürse diye korkuyorum.”

İşte tam burada fark ettik:

Bu bir yönetim sorunu değil, bir güven ve korku meselesiydi.

Güven, sözle değil sistemle kurulur

O gün şunu konuştuk:

  • Yetki alanları netleşmeden güven oluşmaz
  • Performans kriterleri olmadan güven ölçülemez
  • Hata toleransı tanımlanmadan sorumluluk alınmaz
  • Kurallar kişilere göre değişirse kimse kendini güvende hissetmez

Güven;
“Ben buradayım” demek değil,

“Bu sistem seni korur” diyebilmektir.

Bugün

Baba hâlâ şirkette. Ama artık her şeye karışmıyor. Oğul karar alıyor. Hata yaptığında saklamıyor. Çünkü biliyor ki arkasında bir sistem var.

Şirket büyüdü mü? Evet.

Ama daha önemlisi şu oldu: İlişki onarıldı.

Kurucu – Yeni Nesil Çatışmasından Çıkan 3 Acı Ders

1️⃣ Yetki devri güvenle değil, netlikle başlar
“Yetki verdim” demek yetmez.
Alan, sınır ve karar hakkı net değilse güven oluşmaz.
Netlik yoksa kurucu kontrolü bırakmaz,
yeni nesil sorumluluk almaz.

2️⃣ Güven, niyetle değil sistemle kurulur
“Ben iyi niyetliyim” aile işletmesini kurtarmaz.
Rol tanımı, performans kriteri, karar mekanizması yoksa
güven kişilere bağlı kalır ve ilk krizle yıkılır.
Sistem yoksa herkes birbirini kollamaya başlar.

3️⃣ Konuşulmayan her şey büyür ve işletmeye zarar verir
Korkular, beklentiler ve hayal kırıklıkları konuşulmadığında
koridorda kararlar alınır, toplantılar anlamsızlaşır.
Sessizlik ilişkiyi, ilişki de işi bozar.

Aile işletmelerinin sürdürülebilir olması, işlerini geliştirebilmeleri, değişimle baş edebilmeleri için yapılması gereken şeyleri sıra geldikçe paylaşıyorum. Yapılacak çok şey var. Bununla birlikte; 

  • Yetki devri güven olmadan yapılmaz,
  • Nesil geçişi güven olmadan tamamlanmaz,
  • Profesyonelleşme güven olmadan kabul görmez.

Kurucu yeni nesle güvenmezse → kontrolü bırakmaz.
Yeni nesil kendine güvenilmediğini hissederse → sorumluluk almaktan kaçınır.
Profesyonellere güven yoksa → kişiler çalışsa da sistemler çalışmaz.

Güven yoksa; 

  • Kararlar gecikir, herkes birbirini kollamaya başlar
  • Mikro yönetim artar, inisiyatif azalır
  • “Aile içi konuşulmayan konular” çoğalır
  • Yetkin insanlar ya susar ya gider
  • En önemlisi: işin yarınını kimse gerçekten sahiplenmez

Bir noktadan sonra sorun artık iş değildir;

ilişkidir, niyettir, algıdır.

Peki, güven zemini nasıl inşa edilir?

Güven;
“Beni yarı yolda bırakmaz”,
“Adil davranır”,
“Arkamdan iş çevirmez”
duygusunun sistemli şekilde inşa edilmesidir.

Güven, iyi niyet beyanıyla değil; davranışla oluşur. 

  • 🎯 Roller ve yetkiler net mi?
  • 📊 Kararlar şeffaf mı, ölçülebilir mi?
  • 🤝 Söz verildiğinde tutuluyor mu?
  • 🧭 Aile, yönetim ve icra alanları ayrılmış mı?
  • 🗣️ Zor konular konuşulabiliyor mu?

📌 Bu yazıyı okurken siz de kendinize şu soruyu sorun:
“Bizim işletmemizde ‘güven’ bir varsayım mı, yoksa sistemlere bağlı ve gerçek mi?”

🔹 Profesyonel Sistemlerle Güçlü Bir Gelecek İnşa Edin!
👉 Aile işletmenizde uyumu artırmak, profesyonelleşmek ve büyümek için kaydolun!
➡️ https://actioncoachturkey.com/aile-isletmeleri/

Paylaş:

Benzer Yazılar