Şüphe ve Korkuyu Yenen Başarısızlığı da Yener

Şüphe ve Korkuyu Yenen Başarısızlığı da Yener
Paylaş:

Uzun yıllar yaşadıkça, insanoğlunun en büyük hastalığının şüphe ve korku olduğunu fark ederiz.

Bu, diğer acıların ve hastalıkların ciddiyetini azaltmaz elbette, ama şüphe ve korku insanların hayatından, diğer hastalıkların tümünden bile fazla şey alıp götürür…

Onlara neden mi hastalık diyoruz? Çünkü onlar sonradan ediniliyor. Yani dünyaya onlarla gelmiyoruz. Onlar iletilebilirler… ve çoğu zaman da bir kişiden ötekine bulaştırılır. Merriam-Webster sözlüğünde hastalığı şöyle tarif eder ve anlamını netleştirir: “Hastalık, bir canlının normal fonksiyon göstermesinin bozulduğu durumdur.”

Tam da korku ve şüpheyi tarif ediyor, öyle değil mi? Şüphe, bizi istesek alabileceğimiz kontratı almaktan alıkoyar… Yanımızdaki kişinin aldığının aynısından, sırf onlar aldı diye almaktan alıkoyar… Mevcut düzenimizi etkileyeceği için hayatımızda uzun soluklu veya olumlu değişiklikler yapmaktan alıkoyar. Korku ise bizi zayıf düşürür ve genelde bugünün hatırına gelecekteki potansiyelimizi tüketecek mantık dışı kararlar vermemize sebep olur. Korku, uykumuzu, mutluluğumuzu ve hayatımızın kendisini elimizden alır. Bir hastalığa tutulduğunu itiraf edecek kadar “sabırlı” olanlar için ise, korku ve şüphenin tedavisi elbet vardır.

“Korkuyu Ele Geçirin!” adlı olağanüstü kitabında Lisa Jimenez, korkunun üstesinden gelmek için dikkate alınması gereken “7 Gerçeği” sıralıyor:

Gerçek 1: Korku bugün hayatınızın ortasında yer alan problemin ta kendisidir, bunu kabullenin.

Gerçek 2: Korku, size vaktiyle “koruma” güdüsüyle enjekte edilmiş ve muhtemelen sizi ulaşabileceğiniz en yüksek gücünüze ya da size enerji veren neyse, ona yakınlaştırmak için kullanılmıştır.

Gerçek 3: Korkunuzdan kaçtığınızda veya onu inkâr ettiğinizde, hediyeyi açmadan bırakmış sayılırsınız.

Gerçek 4: Başarıdan veya başarısızlığın belli olacağından korktuğunuzda, onların sizin üstünde sahip olduğu korkuyu kırar hale gelirsiniz.

Gerçek 5: Davranışlarınızın ve aldığınız sonuçların ardındaki güç, inanç sisteminizdir.

Gerçek 6: Gündelik alışkanlıklarınız sizin inanç sisteminizi, korkularınızı, karşılanmamış ihtiyaçlarınızı oldukça net ve güçlü bir şekilde dışa vurur.

Gerçek 7: İnançlarınızı değiştirin ki, davranışlarınız değişsin. Davranışlarınızı değiştirin ki, aldığınız sonuçlar değişsin. En basit haliyle şöyle diyelim: düşünce biçiminizi değiştirmek bile nasıl hissettiğinizi değiştirecek.

Hala buna değmeyeceğini mi düşünüyorsunuz?

Yazan: Phil Barton

Benzer Yazılar

CEO’nun En Büyük Rakibi Teknoloji Değil, Kendi Alışkanlıklarıdır

Birçok CEO'nun gündeminde bugün aynı konu var: Yapay zekâ. Ancak son dönemde işletme sahipleri ve CEO'larla yaptığım çalışmalarda ilginç bir şey gözlemliyorum. Sorun teknolojiye erişememek değil. Sorun, eski düşünme biçimleriyle yeni dünyanın içinde başarılı olmaya çalışmak. Çünkü artık rekabet avantajı bilgiye sahip olmak değil. Bilgiyle nasıl ilişki kurduğunuz.Bir zamanlar başarılı olmak için bilgi toplamak gerekiyordu. Bugün ise bilgi her yerde.
İşletme Koçluğu
İnsanlara İlham Verin

İnsanlara İlham Verin

Her gün insanlar kendilerini ve işlerini geliştiriyorlar. Kendilerini geliştirenler için sizin bir şeyler yapıp yapmadığınız fark etmez, çünkü onlar bunu her türlü yapacaklardır. Bu bir karar meselesidir...
İşletme KoçluğuKişisel Gelişim
Şüphe ve Korkuyu Yenen Başarısızlığı da Yener
Paylaş:

Şüphe ve Korkuyu Yenen Başarısızlığı da Yener

Uzun yıllar yaşadıkça, insanoğlunun en büyük hastalığının şüphe ve korku olduğunu fark ederiz.

Bu, diğer acıların ve hastalıkların ciddiyetini azaltmaz elbette, ama şüphe ve korku insanların hayatından, diğer hastalıkların tümünden bile fazla şey alıp götürür…

Onlara neden mi hastalık diyoruz? Çünkü onlar sonradan ediniliyor. Yani dünyaya onlarla gelmiyoruz. Onlar iletilebilirler… ve çoğu zaman da bir kişiden ötekine bulaştırılır. Merriam-Webster sözlüğünde hastalığı şöyle tarif eder ve anlamını netleştirir: “Hastalık, bir canlının normal fonksiyon göstermesinin bozulduğu durumdur.”

Tam da korku ve şüpheyi tarif ediyor, öyle değil mi? Şüphe, bizi istesek alabileceğimiz kontratı almaktan alıkoyar… Yanımızdaki kişinin aldığının aynısından, sırf onlar aldı diye almaktan alıkoyar… Mevcut düzenimizi etkileyeceği için hayatımızda uzun soluklu veya olumlu değişiklikler yapmaktan alıkoyar. Korku ise bizi zayıf düşürür ve genelde bugünün hatırına gelecekteki potansiyelimizi tüketecek mantık dışı kararlar vermemize sebep olur. Korku, uykumuzu, mutluluğumuzu ve hayatımızın kendisini elimizden alır. Bir hastalığa tutulduğunu itiraf edecek kadar “sabırlı” olanlar için ise, korku ve şüphenin tedavisi elbet vardır.

“Korkuyu Ele Geçirin!” adlı olağanüstü kitabında Lisa Jimenez, korkunun üstesinden gelmek için dikkate alınması gereken “7 Gerçeği” sıralıyor:

Gerçek 1: Korku bugün hayatınızın ortasında yer alan problemin ta kendisidir, bunu kabullenin.

Gerçek 2: Korku, size vaktiyle “koruma” güdüsüyle enjekte edilmiş ve muhtemelen sizi ulaşabileceğiniz en yüksek gücünüze ya da size enerji veren neyse, ona yakınlaştırmak için kullanılmıştır.

Gerçek 3: Korkunuzdan kaçtığınızda veya onu inkâr ettiğinizde, hediyeyi açmadan bırakmış sayılırsınız.

Gerçek 4: Başarıdan veya başarısızlığın belli olacağından korktuğunuzda, onların sizin üstünde sahip olduğu korkuyu kırar hale gelirsiniz.

Gerçek 5: Davranışlarınızın ve aldığınız sonuçların ardındaki güç, inanç sisteminizdir.

Gerçek 6: Gündelik alışkanlıklarınız sizin inanç sisteminizi, korkularınızı, karşılanmamış ihtiyaçlarınızı oldukça net ve güçlü bir şekilde dışa vurur.

Gerçek 7: İnançlarınızı değiştirin ki, davranışlarınız değişsin. Davranışlarınızı değiştirin ki, aldığınız sonuçlar değişsin. En basit haliyle şöyle diyelim: düşünce biçiminizi değiştirmek bile nasıl hissettiğinizi değiştirecek.

Hala buna değmeyeceğini mi düşünüyorsunuz?

Yazan: Phil Barton

Benzer Yazılar

Şüphe ve Korkuyu Yenen Başarısızlığı da Yener

Şüphe ve Korkuyu Yenen Başarısızlığı da Yener

Uzun yıllar yaşadıkça, insanoğlunun en büyük hastalığının şüphe ve korku olduğunu fark ederiz.

Bu, diğer acıların ve hastalıkların ciddiyetini azaltmaz elbette, ama şüphe ve korku insanların hayatından, diğer hastalıkların tümünden bile fazla şey alıp götürür…

Onlara neden mi hastalık diyoruz? Çünkü onlar sonradan ediniliyor. Yani dünyaya onlarla gelmiyoruz. Onlar iletilebilirler… ve çoğu zaman da bir kişiden ötekine bulaştırılır. Merriam-Webster sözlüğünde hastalığı şöyle tarif eder ve anlamını netleştirir: “Hastalık, bir canlının normal fonksiyon göstermesinin bozulduğu durumdur.”

Tam da korku ve şüpheyi tarif ediyor, öyle değil mi? Şüphe, bizi istesek alabileceğimiz kontratı almaktan alıkoyar… Yanımızdaki kişinin aldığının aynısından, sırf onlar aldı diye almaktan alıkoyar… Mevcut düzenimizi etkileyeceği için hayatımızda uzun soluklu veya olumlu değişiklikler yapmaktan alıkoyar. Korku ise bizi zayıf düşürür ve genelde bugünün hatırına gelecekteki potansiyelimizi tüketecek mantık dışı kararlar vermemize sebep olur. Korku, uykumuzu, mutluluğumuzu ve hayatımızın kendisini elimizden alır. Bir hastalığa tutulduğunu itiraf edecek kadar “sabırlı” olanlar için ise, korku ve şüphenin tedavisi elbet vardır.

“Korkuyu Ele Geçirin!” adlı olağanüstü kitabında Lisa Jimenez, korkunun üstesinden gelmek için dikkate alınması gereken “7 Gerçeği” sıralıyor:

Gerçek 1: Korku bugün hayatınızın ortasında yer alan problemin ta kendisidir, bunu kabullenin.

Gerçek 2: Korku, size vaktiyle “koruma” güdüsüyle enjekte edilmiş ve muhtemelen sizi ulaşabileceğiniz en yüksek gücünüze ya da size enerji veren neyse, ona yakınlaştırmak için kullanılmıştır.

Gerçek 3: Korkunuzdan kaçtığınızda veya onu inkâr ettiğinizde, hediyeyi açmadan bırakmış sayılırsınız.

Gerçek 4: Başarıdan veya başarısızlığın belli olacağından korktuğunuzda, onların sizin üstünde sahip olduğu korkuyu kırar hale gelirsiniz.

Gerçek 5: Davranışlarınızın ve aldığınız sonuçların ardındaki güç, inanç sisteminizdir.

Gerçek 6: Gündelik alışkanlıklarınız sizin inanç sisteminizi, korkularınızı, karşılanmamış ihtiyaçlarınızı oldukça net ve güçlü bir şekilde dışa vurur.

Gerçek 7: İnançlarınızı değiştirin ki, davranışlarınız değişsin. Davranışlarınızı değiştirin ki, aldığınız sonuçlar değişsin. En basit haliyle şöyle diyelim: düşünce biçiminizi değiştirmek bile nasıl hissettiğinizi değiştirecek.

Hala buna değmeyeceğini mi düşünüyorsunuz?

Yazan: Phil Barton

Paylaş:

Benzer Yazılar

0
    0
    Sepetiniz
    Empty CartSepetiniz BoşMağazaya Dönün
    Iyzico Güvenli Ödeme
     
    ActionCOACH Garantisi