Scale Up Nedir?

Paylaş:

“Scale Up nedir?” sorusunun en kısa cevabı şudur: Scale Up, bir işletmenin satışlarını ve kapasitesini artırırken maliyetlerini, çalışan sayısını ve işletme sahibinin iş yükünü aynı oranda büyütmeden daha yüksek çıktı üretebildiği ölçeklenme aşamasını ifade eder. Başka bir ifadeyle ölçeklenme, sadece daha büyük bir şirket olmak değil; büyüyen talebi tekrarlanabilir süreçler, güçlü ekip, sağlıklı birim ekonomi ve sahibine daha az bağımlı bir yönetim sistemiyle karşılayabilmektir.

Bu nedenle her büyüyen işletme ölçekleniyor değildir.

Cironuz iki katına çıkarken çalışan sayınız, operasyon yükünüz, hata oranınız ve işletme sahibinin çalışma süresi de iki katına çıkıyorsa şirket büyümüştür. Ancak iş modeli henüz aynı ölçüde ölçeklenmemiş olabilir.

Scale Up aşamasının asıl sorusu şudur:

“Daha fazla işi, aynı oranda daha fazla karmaşıklık yaratmadan nasıl yönetebiliriz?”

Scale Up Ne Anlama Gelir?

İşletme dilinde Scale Up nedir? Şirketin kanıtlanmış bir iş modelini daha yüksek hacimde çalıştırabilme kapasitesidir.

Bir şirket 10 müşteriye çok iyi hizmet verebilir. Ancak 100 müşteriye ulaştığında kalite düşüyor, işletme sahibi bütün sorunlara yetişmeye çalışıyor ve her yeni müşteri için aynı oranda yeni çalışan gerekiyorsa mevcut sistemin kapasite sınırına ulaşılmış olabilir.

Ölçeklenme ne demek sorusunu işletme diliyle dört noktada özetleyebiliriz:

  1. Daha yüksek satış ve müşteri hacmini taşıyabilmek.
  2. Birim başına kaynak ihtiyacını aynı hızda büyütmemek.
  3. Süreçleri kişilerin hafızasından çıkarıp sisteme taşımak.
  4. İşletme sahibinin günlük operasyon üzerindeki bağımlılığını azaltmak.

Örneğin bir profesyonel hizmet şirketi 20 müşteriye hizmet verirken her projeyi kurucu planlıyor olabilir.

Müşteri sayısı 40’a çıktığında kurucu iki kat daha fazla çalışıyorsa bu büyümedir.

Aynı şirket proje şablonlarını standardize ediyor, proje yöneticileri yetiştiriyor, raporlamayı otomatikleştiriyor ve kurucunun yalnızca belirli karar noktalarında devreye girdiği bir yapı kuruyorsa ölçeklenmeye doğru ilerliyordur.

Scale Up bu nedenle yalnızca şirket büyüklüğünü değil, işletmenin büyümeyi taşıma biçimini tarif eder.

Ölçeklenme Ne Demek? Büyümeyle Aynı Şey Değildir

Büyüme ve ölçeklenme birbirine yakın görünür, fakat ekonomik ve operasyonel olarak farklıdır.

Büyüme, daha fazla gelir, müşteri, çalışan veya kapasite yaratılmasıdır.

Ölçeklenme ise gelir ve çıktı artarken kullanılan kaynakların aynı oranda artmamasını sağlayan sistemin kurulmasıdır.

Konu Büyüme Ölçeklenme
Ciro Artar Artar
Çalışan sayısı Çoğu zaman artar Artabilir, ancak gelirle aynı hızda artması gerekmez
Operasyon yükü Artabilir Sistem, süreç ve teknolojiyle yönetilebilir hale getirilir
Süreçler Mevcut şekilde devam edebilir Standartlaştırılır ve tekrarlanabilir hale getirilir
Yönetim Yeni iş yükünü taşır Yeni ölçeği taşıyacak yapı kurar
İşletme sahibi Daha yoğun hale gelebilir Operasyondan uzaklaşıp daha stratejik role geçebilir
Temel soru Daha fazla nasıl satarız? Geliri artırırken kaynakları aynı oranda artırmadan nasıl büyürüz?

Temsili bir örnek düşünelim.

Bir B2B hizmet şirketi yılda 30 milyon TL ciro üretiyor ve 20 kişi çalıştırıyor.

Bir yıl sonra ciro 45 milyon TL’ye, çalışan sayısı 30 kişiye çıkıyor.

Ciro %50 büyümüştür. Çalışan sayısı da %50 büyümüştür.

Aynı şirket süreçlerini standardize ederek, teknoloji kullanarak ve çalışan başına kapasiteyi artırarak 45 milyon TL ciroyu 24 kişiyle üretseydi farklı bir yapı ortaya çıkardı.

Bu örnek “daha az çalışan her zaman daha iyidir” anlamına gelmez. Bazı sektörlerde büyüme doğal olarak insan, makine veya fiziksel kapasite gerektirir.

Ölçeklenmenin ölçütü maliyetlerin hiç artmaması değildir.

Önemli olan çıktı büyürken kaynak ihtiyacının ve yönetim karmaşıklığının hangi hızla büyüdüğüdür.

Ölçeklenebilir İş Modeli Nedir?

Ölçeklenebilir iş modeli nedir sorusunun cevabı şudur: müşteri ve gelir hacmi arttığında maliyetlerin ve yönetim yükünün aynı oranda artmasını gerektirmeyen, tekrarlanabilir ve ölçülebilir bir işletme yapısıdır.

Üç temel unsur özellikle önemlidir.

Tekrarlanabilir süreç

Ölçeklenebilir şirket her müşteride işi yeniden icat etmez.

Satışın nasıl yapıldığı bellidir.

Müşterinin nasıl devralındığı bellidir.

Hizmetin nasıl teslim edildiği bellidir.

Sorunun hangi noktada kime çıkacağı bellidir.

Kalitenin nasıl ölçüleceği bellidir.

Bu, her müşteriye aynı hizmeti vermek anlamına gelmez.

Kişiselleştirme olabilir. Ancak kişiselleştirmenin üzerinde çalışan standart bir omurga bulunur.

Örneğin danışmanlık şirketi her müşteriye farklı çözüm sunabilir. Fakat ön analiz, veri toplama, proje başlangıcı, raporlama, müşteri toplantısı ve proje kapanış süreçleri standardize edilebilir.

Tekrarlanabilir süreç olmadan yeni müşteri sayısı arttıkça doğaçlama artar.

Doğaçlama arttıkça hata, yeniden iş yapma ve yönetici müdahalesi de artabilir.

Birim başına maliyetin düşmesi

Ölçeklenebilir modelde birim ekonomi giderek daha önemli hale gelir.

Birim ekonomi, bir müşteri, sipariş veya hizmet biriminin şirkete ne kadar gelir ve katkı sağladığını görmenize yardımcı olur.

Örneğin bir yazılım şirketinde ürünü ilk kez geliştirmek yüksek yatırım gerektirebilir. Fakat aynı yazılımı yeni müşterilere sunmanın ek maliyeti ilk geliştirme maliyetinden çok daha düşük olabilir.

Fiziksel üretimde de benzer bir etki bazı alanlarda görülebilir.

Daha yüksek satın alma hacmi daha iyi tedarik koşulu sağlayabilir.

Makinenin kapasite kullanımı artabilir.

Sabit giderler daha fazla ürün üzerine dağılabilir.

Ancak bu etki otomatik değildir.

Ölçek büyüdükçe yeni yönetim katmanları, lojistik, kalite kontrol, teknoloji veya kapasite yatırımı gerekebilir.

Bu nedenle yalnızca toplam ciroya değil şu göstergelere de bakılmalıdır:

  • Ürün veya hizmet başına brüt kâr
  • Müşteri kazanma maliyeti
  • Çalışan başına ciro
  • Çalışan başına brüt kâr
  • Teslimat maliyeti
  • Müşteri başına hizmet süresi
  • Yeniden iş yapma maliyeti

Amaç maliyeti her koşulda düşürmek değil, büyümenin ekonomik kalitesini korumaktır.

Sahibe bağımlı olmayan yapı

Bir şirketin en kritik ölçeklenme sınırlarından biri işletme sahibinin kapasitesidir.

Bütün büyük müşteriler kurucuyu arıyorsa,

fiyatları yalnızca kurucu onaylıyorsa,

önemli işe alımlar onun üzerinden geçiyorsa,

operasyon problemlerini yine o çözüyorsa,

şirketin kapasitesinin üst sınırı büyük ölçüde kişinin zamanı olur.

Bir günde yalnızca 24 saat vardır.

Bu nedenle ölçeklenme, işletme sahibinin bütün işlerden çekilmesi anlamına gelmez.

Rolünün değişmesi anlamına gelir.

Operasyonun içindeki karar vericiden;

strateji,

insan,

sermaye,

yeni pazarlar,

yönetici geliştirme

ve şirketin uzun vadeli yönüne odaklanan işletme sahibine geçiş gerekir.

ActionCOACH yaklaşımında bu nedenle sistem kurma ile ölçekleme birbirinden kopuk değildir. Ölçekleme aşamasına geçmeden önce temel yönetim sistemlerinin, pazarlama yapısının ve ekibin yeni hacmi taşıyabilecek durumda olması gerekir.

Bir Şirket Ölçeklenmeye Ne Zaman Hazırdır?

Bir şirket satışları artıyor diye otomatik olarak ölçeklenmeye hazır değildir.

Hazırlığı ölçmek için önce mevcut sistemin daha yüksek hacmi taşıyıp taşıyamadığına bakmak gerekir.

Aşağıdaki sorular pratik bir kontrol listesi olarak kullanılabilir:

Müşteri talebi doğrulandı mı?

Yeni müşterilerin nereden geldiği ve neden satın aldığı biliniyor mu?

Satış sistemi tekrarlanabilir mi?

Satış yalnızca kurucunun çevresine veya birkaç güçlü satışçının kişisel ilişkilerine mi bağlı?

Birim ekonomi sağlıklı mı?

Her yeni müşteri gerçekten şirkete katkı sağlıyor mu, yoksa satış arttıkça kârlılık düşüyor mu?

Operasyon standardize mi?

Yeni iş geldiğinde ekip ne yapacağını biliyor mu?

Yönetim kapasitesi var mı?

Yeni çalışan eklemek dışında yeni hacmi yönetecek yöneticiler ve karar sistemleri bulunuyor mu?

Nakit akışı büyümeyi taşıyabiliyor mu?

Satış büyürken stok, personel veya tahsilat nedeniyle oluşacak finansman ihtiyacı hesaplandı mı?

Şirket sahibine bağımlılık ölçülüyor mu?

Kurucu birkaç hafta günlük operasyondan uzaklaştığında sistem aynı kalitede çalışabiliyor mu?

Bu sorulardan birkaçına “hayır” cevabı veriliyorsa şirketin ilk önceliği daha hızlı büyümek değil, büyümeyi taşıyacak temeli güçlendirmek olabilir.

Ölçeklenme bir hız yarışı değildir.

Hazır olmayan sistemi daha hızlı çalıştırmak, mevcut darboğazları da daha hızlı büyütebilir.

İşletme Ölçeklendirme: Şirket Nasıl Ölçeklenir?

İşletme ölçeklendirme sürecinin tek bir formülü yoktur. Ancak uygulamada belirli bir sıra riski azaltır.

  1. Bugünkü ekonomik modeli ölçün.

Hangi müşteri grubu en kârlı?

Hangi ürün veya hizmet daha yüksek katkı sağlıyor?

Müşteri kazanmanın maliyeti nedir?

Yeni müşteri şirkete ne kadar operasyon yükü getiriyor?

Önce bugünkü iş modelinin gerçekten sağlıklı çalıştığını doğrulayın.

  1. Tekrarlanabilir olanı bulun.

En iyi müşteriler nasıl kazanılıyor?

En başarılı projeler hangi süreçle teslim ediliyor?

Hangi satış kanalı sürekli sonuç veriyor?

Ölçeklenme, sonuç verdiği kanıtlanmamış süreçleri çoğaltmak değildir.

Çalışan modeli çoğaltmaktır.

  1. Süreçleri standardize edin.

Prosedürler, kontrol listeleri, şablonlar, CRM akışları ve görev yönetim sistemleri oluşturun.

Kritik bilginin yalnızca kişilerin hafızasında bulunmasını azaltın.

  1. Teknolojiyi doğru noktaya yerleştirin.

Önce süreci netleştirin, sonra otomasyona geçin.

Verimsiz bir süreci otomatikleştirmek yalnızca verimsizliği hızlandırabilir.

  1. Yönetici kapasitesini geliştirin.

20 kişilik şirket ile 100 kişilik şirket aynı yönetim yapısıyla çalışmaz.

İşletme büyüdükçe yeni karar katmanları gerekir.

Yetki sınırları.

Performans göstergeleri.

Toplantı ritimleri.

Delegasyon.

İkinci kademe yöneticiler.

Büyümenin organizasyon tarafı satış tarafından geri kalmamalıdır.

  1. Finansman ihtiyacını hesaplayın.

Ölçeklenme her zaman kendi kendini finanse etmez.

Yeni ekip.

Teknoloji.

Makine.

Stok.

Pazarlama.

Yeni lokasyon.

Bunların nakit etkisi önceden hesaplanmalıdır.

  1. Küçük ölçekte test edin.

Yeni sistemi doğrudan bütün şirkete yaymak yerine pilot uygulama yapılabilir.

Yeni satış kanalı tek müşteri segmentinde.

Yeni operasyon modeli tek bölgede.

Yeni yönetim sistemi bir departmanda.

Sonuçlar ölçülür, ardından ölçek büyütülür.

  1. 90 günlük uygulama döngüsü kurun.

Bir sonraki çeyrekte bütün şirketi ölçeklemeye çalışmayın.

Örneğin ilk 90 günün üç hedefi şu olabilir:

Satış sürecini standardize etmek.

İkinci kademe yönetici yetki matrisini kurmak.

En kârlı müşteri segmentinin birim ekonomisini netleştirmek.

Sonraki çeyrek bu temel üzerinden ilerler.

Kişiden sürece geçiş

“Bu işi Ahmet bilir.”

yerine:

“Bu işin standart süreci budur.”

Süreçten sisteme geçiş

Tek tek prosedürlerin yanında satış, finans, operasyon ve ekip yönetiminin birlikte çalışması gerekir.

Patrondan yönetim ekibine geçiş

İşletme sahibinin bütün kararları kendisinin verdiği yapıdan, yetki ve hesap verebilirliğin doğru yöneticilere dağıtıldığı yapıya geçilir.

Bu süreç bir gecede gerçekleşmez.

Özellikle aile şirketleri ve kurucu merkezli KOBİ’lerde patronun rolünün yeniden tanımlanması büyümenin en önemli aşamalarından biri olabilir.

Şirketin satış, pazarlama, finans, yönetim veya liderlik gibi işletmenin temel alanlarında ölçeklenebilir sistem kurmak için MasterCLASS eğitimleri kapsamında ilgili 12 Haftalık MasterCLASS programları değerlendirilebilir.

Ölçeklenmenin Ölçütleri Nelerdir?

Ölçeklenme; gelir, kârlılık, verimlilik, birim ekonomi, operasyon kalitesi ve patron bağımlılığı göstergelerinin birlikte takibiyle ölçülür. Yalnızca ciroya bakmak doğru değildir.

Şirket %40 büyürken kârlılık, hizmet kalitesi ve nakit performansı kötüleşiyorsa büyümenin kalitesi sorgulanmalıdır.

Bu nedenle birkaç gösterge birlikte takip edilmelidir.

Alan Örnek ölçüt
Gelir Ciro büyüme oranı
Kârlılık Brüt kâr marjı, faaliyet kârı
Verimlilik Çalışan başına ciro veya brüt kâr
Birim ekonomi Müşteri başına katkı, ürün/hizmet başına brüt kâr
Satış Müşteri kazanma maliyeti, dönüşüm oranı
Operasyon Teslimat süresi, hata ve yeniden iş yapma oranı
Müşteri Yenileme, tekrar satın alma, müşteri kaybı
Yönetim Yöneticilere devredilen karar oranı
Patron bağımlılığı İşletme sahibine gelen rutin karar sayısı
Nakit Tahsilat süresi ve nakit ihtiyacı

Örneğin temsili olarak:

Gösterge Önce Ölçekleme sonrası hedef
Yıllık ciro 50 milyon TL 70 milyon TL
Çalışan sayısı 40 47
Çalışan başına ciro 1,25 milyon TL 1,49 milyon TL
Brüt kâr marjı %30 %32
Zamanında teslimat %84 %92
Kurucuya gelen rutin karar 35/hafta 15/haftanın altı

Bu tablo gerçek müşteri sonucu veya sonuç garantisi değildir. Ölçeklenmenin nasıl birden fazla gösterge üzerinden takip edilebileceğini göstermek için hazırlanmış temsili bir örnektir.

İdeal tablo yalnızca daha fazla satış değildir.

Daha fazla satışın yanında verimlilik, kalite, kârlılık ve yönetim kapasitesinin de güçlenmesidir.

Ölçeklenmeye Çalışırken Yapılan Yaygın Hatalar

Satış büyümesini ölçeklenme sanmak: Talep artar ancak operasyon ve yönetim sistemi aynı kalır.

Kârlılığı ölçmeden hacim büyütmek: Daha fazla müşteri gelirken her yeni satış beklenenden daha düşük katkı yaratabilir.

Teknolojiyi sistem sanmak: Yazılım alınır fakat hangi sürecin nasıl çalışacağı tanımlanmamıştır.

Patron bağımlılığını korumak: Yeni çalışanlar alınır ama kararlar hâlâ tek kişide toplanır.

Her müşteriyi kabul etmek: Şirket hedef segmentinin dışındaki işleri de aldıkça süreçler kişiselleşir ve tekrarlanabilirlik azalır.

Çok erken yönetim katmanı kurmak: Ölçeğin gerektirmediği ağır organizasyon maliyetleri oluşabilir.

Çok geç yönetim katmanı kurmak: Kurucu ve mevcut yöneticiler kapasite sınırına ulaşır.

Nakit ihtiyacını gözden kaçırmak: Satış büyürken personel, stok veya tahsilat finansmanı işletmeyi zorlayabilir.

Kaliteyi hacim uğruna feda etmek: Daha fazla müşteri alınır fakat teslimat performansı düşer.

Sistemi test etmeden çoğaltmak: Bir lokasyonda çalıştığı düşünülen süreç yeterince ölçülmeden beş lokasyona yayılır.

Her şeyi aynı anda ölçeklemeye çalışmak: Satış, ekip, ürün, coğrafya ve teknoloji aynı anda değiştirildiğinde hangi değişkenin sonuç yarattığını görmek zorlaşır.

Ölçeklenme hız kadar sıra meselesidir.

Önce çalışan sistem bulunur.

Sonra sistem güçlendirilir.

Ardından kontrollü şekilde çoğaltılır.

Nereden Başlayabilirsiniz?

Önce “Ne kadar büyümek istiyoruz?” sorusunu geçici olarak kenara bırakın.

Şu soruyla başlayın:

“Bugünkü şirketimiz iki kat müşteriyle yarın çalışmak zorunda kalsa ilk nerede kırılır?”

Satışta mı?

Üretimde mi?

Teslimatta mı?

Nakit akışında mı?

Yönetici kapasitesinde mi?

İşletme sahibinde mi?

Bu soru ilk ölçeklenme darboğazınızı gösterebilir.

Ardından son 12 ay üzerinden şu beş alanı ölçün:

  1. En kârlı müşteri ve ürün segmentleri
  2. Birim başına kârlılık
  3. Çalışan başına çıktı
  4. Tekrarlayan süreçlerde hata ve gecikme
  5. İşletme sahibine gelen rutin karar sayısı

Sonra bir sonraki 90 gün için en büyük darboğazı ortadan kaldıracak birkaç hedef seçin.

Scale Up’ın amacı şirketi yalnızca daha büyük hale getirmek değildir.

Amaç, daha yüksek hacmi daha güçlü bir sistemle taşıyan, büyüdükçe kontrolünü ve ekonomik kalitesini kaybetmeyen bir işletme kurmaktır.

İşletmenizi büyütmek istiyor ancak nereden başlayacağınızı tam olarak bilemiyor musunuz? Ölçeklenme sürecindeki riskleri en aza indirmek ve sağlam bir yapı kurmak için “Ölçeklenmeye Hazırlanan İşletmeler İçin 10 Adım” webinarımızda buluşalım. Büyüme yolculuğunuzu hızlandıracak ipuçlarını kaçırmayın.

Benzer Yazılar

Bir Satış Görüşmesi Planı

Bir Satış Görüşmesi Planı

Bir satış görüşmesi planı, sonuçlarınızı ne kadar etkileyebilir? Algılama her şeydir, sözünü hiç duydunuz mu? Bu ifade özellikle satış dünyasında önemlidir. Bu nedenle, her satış görüşmesine veya...
İşinizi Büyütün
Paylaş:

Scale Up Nedir?

“Scale Up nedir?” sorusunun en kısa cevabı şudur: Scale Up, bir işletmenin satışlarını ve kapasitesini artırırken maliyetlerini, çalışan sayısını ve işletme sahibinin iş yükünü aynı oranda büyütmeden daha yüksek çıktı üretebildiği ölçeklenme aşamasını ifade eder. Başka bir ifadeyle ölçeklenme, sadece daha büyük bir şirket olmak değil; büyüyen talebi tekrarlanabilir süreçler, güçlü ekip, sağlıklı birim ekonomi ve sahibine daha az bağımlı bir yönetim sistemiyle karşılayabilmektir.

Bu nedenle her büyüyen işletme ölçekleniyor değildir.

Cironuz iki katına çıkarken çalışan sayınız, operasyon yükünüz, hata oranınız ve işletme sahibinin çalışma süresi de iki katına çıkıyorsa şirket büyümüştür. Ancak iş modeli henüz aynı ölçüde ölçeklenmemiş olabilir.

Scale Up aşamasının asıl sorusu şudur:

“Daha fazla işi, aynı oranda daha fazla karmaşıklık yaratmadan nasıl yönetebiliriz?”

Scale Up Ne Anlama Gelir?

İşletme dilinde Scale Up nedir? Şirketin kanıtlanmış bir iş modelini daha yüksek hacimde çalıştırabilme kapasitesidir.

Bir şirket 10 müşteriye çok iyi hizmet verebilir. Ancak 100 müşteriye ulaştığında kalite düşüyor, işletme sahibi bütün sorunlara yetişmeye çalışıyor ve her yeni müşteri için aynı oranda yeni çalışan gerekiyorsa mevcut sistemin kapasite sınırına ulaşılmış olabilir.

Ölçeklenme ne demek sorusunu işletme diliyle dört noktada özetleyebiliriz:

  1. Daha yüksek satış ve müşteri hacmini taşıyabilmek.
  2. Birim başına kaynak ihtiyacını aynı hızda büyütmemek.
  3. Süreçleri kişilerin hafızasından çıkarıp sisteme taşımak.
  4. İşletme sahibinin günlük operasyon üzerindeki bağımlılığını azaltmak.

Örneğin bir profesyonel hizmet şirketi 20 müşteriye hizmet verirken her projeyi kurucu planlıyor olabilir.

Müşteri sayısı 40’a çıktığında kurucu iki kat daha fazla çalışıyorsa bu büyümedir.

Aynı şirket proje şablonlarını standardize ediyor, proje yöneticileri yetiştiriyor, raporlamayı otomatikleştiriyor ve kurucunun yalnızca belirli karar noktalarında devreye girdiği bir yapı kuruyorsa ölçeklenmeye doğru ilerliyordur.

Scale Up bu nedenle yalnızca şirket büyüklüğünü değil, işletmenin büyümeyi taşıma biçimini tarif eder.

Ölçeklenme Ne Demek? Büyümeyle Aynı Şey Değildir

Büyüme ve ölçeklenme birbirine yakın görünür, fakat ekonomik ve operasyonel olarak farklıdır.

Büyüme, daha fazla gelir, müşteri, çalışan veya kapasite yaratılmasıdır.

Ölçeklenme ise gelir ve çıktı artarken kullanılan kaynakların aynı oranda artmamasını sağlayan sistemin kurulmasıdır.

Konu Büyüme Ölçeklenme
Ciro Artar Artar
Çalışan sayısı Çoğu zaman artar Artabilir, ancak gelirle aynı hızda artması gerekmez
Operasyon yükü Artabilir Sistem, süreç ve teknolojiyle yönetilebilir hale getirilir
Süreçler Mevcut şekilde devam edebilir Standartlaştırılır ve tekrarlanabilir hale getirilir
Yönetim Yeni iş yükünü taşır Yeni ölçeği taşıyacak yapı kurar
İşletme sahibi Daha yoğun hale gelebilir Operasyondan uzaklaşıp daha stratejik role geçebilir
Temel soru Daha fazla nasıl satarız? Geliri artırırken kaynakları aynı oranda artırmadan nasıl büyürüz?

Temsili bir örnek düşünelim.

Bir B2B hizmet şirketi yılda 30 milyon TL ciro üretiyor ve 20 kişi çalıştırıyor.

Bir yıl sonra ciro 45 milyon TL’ye, çalışan sayısı 30 kişiye çıkıyor.

Ciro %50 büyümüştür. Çalışan sayısı da %50 büyümüştür.

Aynı şirket süreçlerini standardize ederek, teknoloji kullanarak ve çalışan başına kapasiteyi artırarak 45 milyon TL ciroyu 24 kişiyle üretseydi farklı bir yapı ortaya çıkardı.

Bu örnek “daha az çalışan her zaman daha iyidir” anlamına gelmez. Bazı sektörlerde büyüme doğal olarak insan, makine veya fiziksel kapasite gerektirir.

Ölçeklenmenin ölçütü maliyetlerin hiç artmaması değildir.

Önemli olan çıktı büyürken kaynak ihtiyacının ve yönetim karmaşıklığının hangi hızla büyüdüğüdür.

Ölçeklenebilir İş Modeli Nedir?

Ölçeklenebilir iş modeli nedir sorusunun cevabı şudur: müşteri ve gelir hacmi arttığında maliyetlerin ve yönetim yükünün aynı oranda artmasını gerektirmeyen, tekrarlanabilir ve ölçülebilir bir işletme yapısıdır.

Üç temel unsur özellikle önemlidir.

Tekrarlanabilir süreç

Ölçeklenebilir şirket her müşteride işi yeniden icat etmez.

Satışın nasıl yapıldığı bellidir.

Müşterinin nasıl devralındığı bellidir.

Hizmetin nasıl teslim edildiği bellidir.

Sorunun hangi noktada kime çıkacağı bellidir.

Kalitenin nasıl ölçüleceği bellidir.

Bu, her müşteriye aynı hizmeti vermek anlamına gelmez.

Kişiselleştirme olabilir. Ancak kişiselleştirmenin üzerinde çalışan standart bir omurga bulunur.

Örneğin danışmanlık şirketi her müşteriye farklı çözüm sunabilir. Fakat ön analiz, veri toplama, proje başlangıcı, raporlama, müşteri toplantısı ve proje kapanış süreçleri standardize edilebilir.

Tekrarlanabilir süreç olmadan yeni müşteri sayısı arttıkça doğaçlama artar.

Doğaçlama arttıkça hata, yeniden iş yapma ve yönetici müdahalesi de artabilir.

Birim başına maliyetin düşmesi

Ölçeklenebilir modelde birim ekonomi giderek daha önemli hale gelir.

Birim ekonomi, bir müşteri, sipariş veya hizmet biriminin şirkete ne kadar gelir ve katkı sağladığını görmenize yardımcı olur.

Örneğin bir yazılım şirketinde ürünü ilk kez geliştirmek yüksek yatırım gerektirebilir. Fakat aynı yazılımı yeni müşterilere sunmanın ek maliyeti ilk geliştirme maliyetinden çok daha düşük olabilir.

Fiziksel üretimde de benzer bir etki bazı alanlarda görülebilir.

Daha yüksek satın alma hacmi daha iyi tedarik koşulu sağlayabilir.

Makinenin kapasite kullanımı artabilir.

Sabit giderler daha fazla ürün üzerine dağılabilir.

Ancak bu etki otomatik değildir.

Ölçek büyüdükçe yeni yönetim katmanları, lojistik, kalite kontrol, teknoloji veya kapasite yatırımı gerekebilir.

Bu nedenle yalnızca toplam ciroya değil şu göstergelere de bakılmalıdır:

  • Ürün veya hizmet başına brüt kâr
  • Müşteri kazanma maliyeti
  • Çalışan başına ciro
  • Çalışan başına brüt kâr
  • Teslimat maliyeti
  • Müşteri başına hizmet süresi
  • Yeniden iş yapma maliyeti

Amaç maliyeti her koşulda düşürmek değil, büyümenin ekonomik kalitesini korumaktır.

Sahibe bağımlı olmayan yapı

Bir şirketin en kritik ölçeklenme sınırlarından biri işletme sahibinin kapasitesidir.

Bütün büyük müşteriler kurucuyu arıyorsa,

fiyatları yalnızca kurucu onaylıyorsa,

önemli işe alımlar onun üzerinden geçiyorsa,

operasyon problemlerini yine o çözüyorsa,

şirketin kapasitesinin üst sınırı büyük ölçüde kişinin zamanı olur.

Bir günde yalnızca 24 saat vardır.

Bu nedenle ölçeklenme, işletme sahibinin bütün işlerden çekilmesi anlamına gelmez.

Rolünün değişmesi anlamına gelir.

Operasyonun içindeki karar vericiden;

strateji,

insan,

sermaye,

yeni pazarlar,

yönetici geliştirme

ve şirketin uzun vadeli yönüne odaklanan işletme sahibine geçiş gerekir.

ActionCOACH yaklaşımında bu nedenle sistem kurma ile ölçekleme birbirinden kopuk değildir. Ölçekleme aşamasına geçmeden önce temel yönetim sistemlerinin, pazarlama yapısının ve ekibin yeni hacmi taşıyabilecek durumda olması gerekir.

Bir Şirket Ölçeklenmeye Ne Zaman Hazırdır?

Bir şirket satışları artıyor diye otomatik olarak ölçeklenmeye hazır değildir.

Hazırlığı ölçmek için önce mevcut sistemin daha yüksek hacmi taşıyıp taşıyamadığına bakmak gerekir.

Aşağıdaki sorular pratik bir kontrol listesi olarak kullanılabilir:

Müşteri talebi doğrulandı mı?

Yeni müşterilerin nereden geldiği ve neden satın aldığı biliniyor mu?

Satış sistemi tekrarlanabilir mi?

Satış yalnızca kurucunun çevresine veya birkaç güçlü satışçının kişisel ilişkilerine mi bağlı?

Birim ekonomi sağlıklı mı?

Her yeni müşteri gerçekten şirkete katkı sağlıyor mu, yoksa satış arttıkça kârlılık düşüyor mu?

Operasyon standardize mi?

Yeni iş geldiğinde ekip ne yapacağını biliyor mu?

Yönetim kapasitesi var mı?

Yeni çalışan eklemek dışında yeni hacmi yönetecek yöneticiler ve karar sistemleri bulunuyor mu?

Nakit akışı büyümeyi taşıyabiliyor mu?

Satış büyürken stok, personel veya tahsilat nedeniyle oluşacak finansman ihtiyacı hesaplandı mı?

Şirket sahibine bağımlılık ölçülüyor mu?

Kurucu birkaç hafta günlük operasyondan uzaklaştığında sistem aynı kalitede çalışabiliyor mu?

Bu sorulardan birkaçına “hayır” cevabı veriliyorsa şirketin ilk önceliği daha hızlı büyümek değil, büyümeyi taşıyacak temeli güçlendirmek olabilir.

Ölçeklenme bir hız yarışı değildir.

Hazır olmayan sistemi daha hızlı çalıştırmak, mevcut darboğazları da daha hızlı büyütebilir.

İşletme Ölçeklendirme: Şirket Nasıl Ölçeklenir?

İşletme ölçeklendirme sürecinin tek bir formülü yoktur. Ancak uygulamada belirli bir sıra riski azaltır.

  1. Bugünkü ekonomik modeli ölçün.

Hangi müşteri grubu en kârlı?

Hangi ürün veya hizmet daha yüksek katkı sağlıyor?

Müşteri kazanmanın maliyeti nedir?

Yeni müşteri şirkete ne kadar operasyon yükü getiriyor?

Önce bugünkü iş modelinin gerçekten sağlıklı çalıştığını doğrulayın.

  1. Tekrarlanabilir olanı bulun.

En iyi müşteriler nasıl kazanılıyor?

En başarılı projeler hangi süreçle teslim ediliyor?

Hangi satış kanalı sürekli sonuç veriyor?

Ölçeklenme, sonuç verdiği kanıtlanmamış süreçleri çoğaltmak değildir.

Çalışan modeli çoğaltmaktır.

  1. Süreçleri standardize edin.

Prosedürler, kontrol listeleri, şablonlar, CRM akışları ve görev yönetim sistemleri oluşturun.

Kritik bilginin yalnızca kişilerin hafızasında bulunmasını azaltın.

  1. Teknolojiyi doğru noktaya yerleştirin.

Önce süreci netleştirin, sonra otomasyona geçin.

Verimsiz bir süreci otomatikleştirmek yalnızca verimsizliği hızlandırabilir.

  1. Yönetici kapasitesini geliştirin.

20 kişilik şirket ile 100 kişilik şirket aynı yönetim yapısıyla çalışmaz.

İşletme büyüdükçe yeni karar katmanları gerekir.

Yetki sınırları.

Performans göstergeleri.

Toplantı ritimleri.

Delegasyon.

İkinci kademe yöneticiler.

Büyümenin organizasyon tarafı satış tarafından geri kalmamalıdır.

  1. Finansman ihtiyacını hesaplayın.

Ölçeklenme her zaman kendi kendini finanse etmez.

Yeni ekip.

Teknoloji.

Makine.

Stok.

Pazarlama.

Yeni lokasyon.

Bunların nakit etkisi önceden hesaplanmalıdır.

  1. Küçük ölçekte test edin.

Yeni sistemi doğrudan bütün şirkete yaymak yerine pilot uygulama yapılabilir.

Yeni satış kanalı tek müşteri segmentinde.

Yeni operasyon modeli tek bölgede.

Yeni yönetim sistemi bir departmanda.

Sonuçlar ölçülür, ardından ölçek büyütülür.

  1. 90 günlük uygulama döngüsü kurun.

Bir sonraki çeyrekte bütün şirketi ölçeklemeye çalışmayın.

Örneğin ilk 90 günün üç hedefi şu olabilir:

Satış sürecini standardize etmek.

İkinci kademe yönetici yetki matrisini kurmak.

En kârlı müşteri segmentinin birim ekonomisini netleştirmek.

Sonraki çeyrek bu temel üzerinden ilerler.

Kişiden sürece geçiş

“Bu işi Ahmet bilir.”

yerine:

“Bu işin standart süreci budur.”

Süreçten sisteme geçiş

Tek tek prosedürlerin yanında satış, finans, operasyon ve ekip yönetiminin birlikte çalışması gerekir.

Patrondan yönetim ekibine geçiş

İşletme sahibinin bütün kararları kendisinin verdiği yapıdan, yetki ve hesap verebilirliğin doğru yöneticilere dağıtıldığı yapıya geçilir.

Bu süreç bir gecede gerçekleşmez.

Özellikle aile şirketleri ve kurucu merkezli KOBİ’lerde patronun rolünün yeniden tanımlanması büyümenin en önemli aşamalarından biri olabilir.

Şirketin satış, pazarlama, finans, yönetim veya liderlik gibi işletmenin temel alanlarında ölçeklenebilir sistem kurmak için MasterCLASS eğitimleri kapsamında ilgili 12 Haftalık MasterCLASS programları değerlendirilebilir.

Ölçeklenmenin Ölçütleri Nelerdir?

Ölçeklenme; gelir, kârlılık, verimlilik, birim ekonomi, operasyon kalitesi ve patron bağımlılığı göstergelerinin birlikte takibiyle ölçülür. Yalnızca ciroya bakmak doğru değildir.

Şirket %40 büyürken kârlılık, hizmet kalitesi ve nakit performansı kötüleşiyorsa büyümenin kalitesi sorgulanmalıdır.

Bu nedenle birkaç gösterge birlikte takip edilmelidir.

Alan Örnek ölçüt
Gelir Ciro büyüme oranı
Kârlılık Brüt kâr marjı, faaliyet kârı
Verimlilik Çalışan başına ciro veya brüt kâr
Birim ekonomi Müşteri başına katkı, ürün/hizmet başına brüt kâr
Satış Müşteri kazanma maliyeti, dönüşüm oranı
Operasyon Teslimat süresi, hata ve yeniden iş yapma oranı
Müşteri Yenileme, tekrar satın alma, müşteri kaybı
Yönetim Yöneticilere devredilen karar oranı
Patron bağımlılığı İşletme sahibine gelen rutin karar sayısı
Nakit Tahsilat süresi ve nakit ihtiyacı

Örneğin temsili olarak:

Gösterge Önce Ölçekleme sonrası hedef
Yıllık ciro 50 milyon TL 70 milyon TL
Çalışan sayısı 40 47
Çalışan başına ciro 1,25 milyon TL 1,49 milyon TL
Brüt kâr marjı %30 %32
Zamanında teslimat %84 %92
Kurucuya gelen rutin karar 35/hafta 15/haftanın altı

Bu tablo gerçek müşteri sonucu veya sonuç garantisi değildir. Ölçeklenmenin nasıl birden fazla gösterge üzerinden takip edilebileceğini göstermek için hazırlanmış temsili bir örnektir.

İdeal tablo yalnızca daha fazla satış değildir.

Daha fazla satışın yanında verimlilik, kalite, kârlılık ve yönetim kapasitesinin de güçlenmesidir.

Ölçeklenmeye Çalışırken Yapılan Yaygın Hatalar

Satış büyümesini ölçeklenme sanmak: Talep artar ancak operasyon ve yönetim sistemi aynı kalır.

Kârlılığı ölçmeden hacim büyütmek: Daha fazla müşteri gelirken her yeni satış beklenenden daha düşük katkı yaratabilir.

Teknolojiyi sistem sanmak: Yazılım alınır fakat hangi sürecin nasıl çalışacağı tanımlanmamıştır.

Patron bağımlılığını korumak: Yeni çalışanlar alınır ama kararlar hâlâ tek kişide toplanır.

Her müşteriyi kabul etmek: Şirket hedef segmentinin dışındaki işleri de aldıkça süreçler kişiselleşir ve tekrarlanabilirlik azalır.

Çok erken yönetim katmanı kurmak: Ölçeğin gerektirmediği ağır organizasyon maliyetleri oluşabilir.

Çok geç yönetim katmanı kurmak: Kurucu ve mevcut yöneticiler kapasite sınırına ulaşır.

Nakit ihtiyacını gözden kaçırmak: Satış büyürken personel, stok veya tahsilat finansmanı işletmeyi zorlayabilir.

Kaliteyi hacim uğruna feda etmek: Daha fazla müşteri alınır fakat teslimat performansı düşer.

Sistemi test etmeden çoğaltmak: Bir lokasyonda çalıştığı düşünülen süreç yeterince ölçülmeden beş lokasyona yayılır.

Her şeyi aynı anda ölçeklemeye çalışmak: Satış, ekip, ürün, coğrafya ve teknoloji aynı anda değiştirildiğinde hangi değişkenin sonuç yarattığını görmek zorlaşır.

Ölçeklenme hız kadar sıra meselesidir.

Önce çalışan sistem bulunur.

Sonra sistem güçlendirilir.

Ardından kontrollü şekilde çoğaltılır.

Nereden Başlayabilirsiniz?

Önce “Ne kadar büyümek istiyoruz?” sorusunu geçici olarak kenara bırakın.

Şu soruyla başlayın:

“Bugünkü şirketimiz iki kat müşteriyle yarın çalışmak zorunda kalsa ilk nerede kırılır?”

Satışta mı?

Üretimde mi?

Teslimatta mı?

Nakit akışında mı?

Yönetici kapasitesinde mi?

İşletme sahibinde mi?

Bu soru ilk ölçeklenme darboğazınızı gösterebilir.

Ardından son 12 ay üzerinden şu beş alanı ölçün:

  1. En kârlı müşteri ve ürün segmentleri
  2. Birim başına kârlılık
  3. Çalışan başına çıktı
  4. Tekrarlayan süreçlerde hata ve gecikme
  5. İşletme sahibine gelen rutin karar sayısı

Sonra bir sonraki 90 gün için en büyük darboğazı ortadan kaldıracak birkaç hedef seçin.

Scale Up’ın amacı şirketi yalnızca daha büyük hale getirmek değildir.

Amaç, daha yüksek hacmi daha güçlü bir sistemle taşıyan, büyüdükçe kontrolünü ve ekonomik kalitesini kaybetmeyen bir işletme kurmaktır.

İşletmenizi büyütmek istiyor ancak nereden başlayacağınızı tam olarak bilemiyor musunuz? Ölçeklenme sürecindeki riskleri en aza indirmek ve sağlam bir yapı kurmak için “Ölçeklenmeye Hazırlanan İşletmeler İçin 10 Adım” webinarımızda buluşalım. Büyüme yolculuğunuzu hızlandıracak ipuçlarını kaçırmayın.

Benzer Yazılar

Scale Up Nedir?

“Scale Up nedir?” sorusunun en kısa cevabı şudur: Scale Up, bir işletmenin satışlarını ve kapasitesini artırırken maliyetlerini, çalışan sayısını ve işletme sahibinin iş yükünü aynı oranda büyütmeden daha yüksek çıktı üretebildiği ölçeklenme aşamasını ifade eder. Başka bir ifadeyle ölçeklenme, sadece daha büyük bir şirket olmak değil; büyüyen talebi tekrarlanabilir süreçler, güçlü ekip, sağlıklı birim ekonomi ve sahibine daha az bağımlı bir yönetim sistemiyle karşılayabilmektir.

Bu nedenle her büyüyen işletme ölçekleniyor değildir.

Cironuz iki katına çıkarken çalışan sayınız, operasyon yükünüz, hata oranınız ve işletme sahibinin çalışma süresi de iki katına çıkıyorsa şirket büyümüştür. Ancak iş modeli henüz aynı ölçüde ölçeklenmemiş olabilir.

Scale Up aşamasının asıl sorusu şudur:

“Daha fazla işi, aynı oranda daha fazla karmaşıklık yaratmadan nasıl yönetebiliriz?”

Scale Up Ne Anlama Gelir?

İşletme dilinde Scale Up nedir? Şirketin kanıtlanmış bir iş modelini daha yüksek hacimde çalıştırabilme kapasitesidir.

Bir şirket 10 müşteriye çok iyi hizmet verebilir. Ancak 100 müşteriye ulaştığında kalite düşüyor, işletme sahibi bütün sorunlara yetişmeye çalışıyor ve her yeni müşteri için aynı oranda yeni çalışan gerekiyorsa mevcut sistemin kapasite sınırına ulaşılmış olabilir.

Ölçeklenme ne demek sorusunu işletme diliyle dört noktada özetleyebiliriz:

  1. Daha yüksek satış ve müşteri hacmini taşıyabilmek.
  2. Birim başına kaynak ihtiyacını aynı hızda büyütmemek.
  3. Süreçleri kişilerin hafızasından çıkarıp sisteme taşımak.
  4. İşletme sahibinin günlük operasyon üzerindeki bağımlılığını azaltmak.

Örneğin bir profesyonel hizmet şirketi 20 müşteriye hizmet verirken her projeyi kurucu planlıyor olabilir.

Müşteri sayısı 40’a çıktığında kurucu iki kat daha fazla çalışıyorsa bu büyümedir.

Aynı şirket proje şablonlarını standardize ediyor, proje yöneticileri yetiştiriyor, raporlamayı otomatikleştiriyor ve kurucunun yalnızca belirli karar noktalarında devreye girdiği bir yapı kuruyorsa ölçeklenmeye doğru ilerliyordur.

Scale Up bu nedenle yalnızca şirket büyüklüğünü değil, işletmenin büyümeyi taşıma biçimini tarif eder.

Ölçeklenme Ne Demek? Büyümeyle Aynı Şey Değildir

Büyüme ve ölçeklenme birbirine yakın görünür, fakat ekonomik ve operasyonel olarak farklıdır.

Büyüme, daha fazla gelir, müşteri, çalışan veya kapasite yaratılmasıdır.

Ölçeklenme ise gelir ve çıktı artarken kullanılan kaynakların aynı oranda artmamasını sağlayan sistemin kurulmasıdır.

Konu Büyüme Ölçeklenme
Ciro Artar Artar
Çalışan sayısı Çoğu zaman artar Artabilir, ancak gelirle aynı hızda artması gerekmez
Operasyon yükü Artabilir Sistem, süreç ve teknolojiyle yönetilebilir hale getirilir
Süreçler Mevcut şekilde devam edebilir Standartlaştırılır ve tekrarlanabilir hale getirilir
Yönetim Yeni iş yükünü taşır Yeni ölçeği taşıyacak yapı kurar
İşletme sahibi Daha yoğun hale gelebilir Operasyondan uzaklaşıp daha stratejik role geçebilir
Temel soru Daha fazla nasıl satarız? Geliri artırırken kaynakları aynı oranda artırmadan nasıl büyürüz?

Temsili bir örnek düşünelim.

Bir B2B hizmet şirketi yılda 30 milyon TL ciro üretiyor ve 20 kişi çalıştırıyor.

Bir yıl sonra ciro 45 milyon TL’ye, çalışan sayısı 30 kişiye çıkıyor.

Ciro %50 büyümüştür. Çalışan sayısı da %50 büyümüştür.

Aynı şirket süreçlerini standardize ederek, teknoloji kullanarak ve çalışan başına kapasiteyi artırarak 45 milyon TL ciroyu 24 kişiyle üretseydi farklı bir yapı ortaya çıkardı.

Bu örnek “daha az çalışan her zaman daha iyidir” anlamına gelmez. Bazı sektörlerde büyüme doğal olarak insan, makine veya fiziksel kapasite gerektirir.

Ölçeklenmenin ölçütü maliyetlerin hiç artmaması değildir.

Önemli olan çıktı büyürken kaynak ihtiyacının ve yönetim karmaşıklığının hangi hızla büyüdüğüdür.

Ölçeklenebilir İş Modeli Nedir?

Ölçeklenebilir iş modeli nedir sorusunun cevabı şudur: müşteri ve gelir hacmi arttığında maliyetlerin ve yönetim yükünün aynı oranda artmasını gerektirmeyen, tekrarlanabilir ve ölçülebilir bir işletme yapısıdır.

Üç temel unsur özellikle önemlidir.

Tekrarlanabilir süreç

Ölçeklenebilir şirket her müşteride işi yeniden icat etmez.

Satışın nasıl yapıldığı bellidir.

Müşterinin nasıl devralındığı bellidir.

Hizmetin nasıl teslim edildiği bellidir.

Sorunun hangi noktada kime çıkacağı bellidir.

Kalitenin nasıl ölçüleceği bellidir.

Bu, her müşteriye aynı hizmeti vermek anlamına gelmez.

Kişiselleştirme olabilir. Ancak kişiselleştirmenin üzerinde çalışan standart bir omurga bulunur.

Örneğin danışmanlık şirketi her müşteriye farklı çözüm sunabilir. Fakat ön analiz, veri toplama, proje başlangıcı, raporlama, müşteri toplantısı ve proje kapanış süreçleri standardize edilebilir.

Tekrarlanabilir süreç olmadan yeni müşteri sayısı arttıkça doğaçlama artar.

Doğaçlama arttıkça hata, yeniden iş yapma ve yönetici müdahalesi de artabilir.

Birim başına maliyetin düşmesi

Ölçeklenebilir modelde birim ekonomi giderek daha önemli hale gelir.

Birim ekonomi, bir müşteri, sipariş veya hizmet biriminin şirkete ne kadar gelir ve katkı sağladığını görmenize yardımcı olur.

Örneğin bir yazılım şirketinde ürünü ilk kez geliştirmek yüksek yatırım gerektirebilir. Fakat aynı yazılımı yeni müşterilere sunmanın ek maliyeti ilk geliştirme maliyetinden çok daha düşük olabilir.

Fiziksel üretimde de benzer bir etki bazı alanlarda görülebilir.

Daha yüksek satın alma hacmi daha iyi tedarik koşulu sağlayabilir.

Makinenin kapasite kullanımı artabilir.

Sabit giderler daha fazla ürün üzerine dağılabilir.

Ancak bu etki otomatik değildir.

Ölçek büyüdükçe yeni yönetim katmanları, lojistik, kalite kontrol, teknoloji veya kapasite yatırımı gerekebilir.

Bu nedenle yalnızca toplam ciroya değil şu göstergelere de bakılmalıdır:

  • Ürün veya hizmet başına brüt kâr
  • Müşteri kazanma maliyeti
  • Çalışan başına ciro
  • Çalışan başına brüt kâr
  • Teslimat maliyeti
  • Müşteri başına hizmet süresi
  • Yeniden iş yapma maliyeti

Amaç maliyeti her koşulda düşürmek değil, büyümenin ekonomik kalitesini korumaktır.

Sahibe bağımlı olmayan yapı

Bir şirketin en kritik ölçeklenme sınırlarından biri işletme sahibinin kapasitesidir.

Bütün büyük müşteriler kurucuyu arıyorsa,

fiyatları yalnızca kurucu onaylıyorsa,

önemli işe alımlar onun üzerinden geçiyorsa,

operasyon problemlerini yine o çözüyorsa,

şirketin kapasitesinin üst sınırı büyük ölçüde kişinin zamanı olur.

Bir günde yalnızca 24 saat vardır.

Bu nedenle ölçeklenme, işletme sahibinin bütün işlerden çekilmesi anlamına gelmez.

Rolünün değişmesi anlamına gelir.

Operasyonun içindeki karar vericiden;

strateji,

insan,

sermaye,

yeni pazarlar,

yönetici geliştirme

ve şirketin uzun vadeli yönüne odaklanan işletme sahibine geçiş gerekir.

ActionCOACH yaklaşımında bu nedenle sistem kurma ile ölçekleme birbirinden kopuk değildir. Ölçekleme aşamasına geçmeden önce temel yönetim sistemlerinin, pazarlama yapısının ve ekibin yeni hacmi taşıyabilecek durumda olması gerekir.

Bir Şirket Ölçeklenmeye Ne Zaman Hazırdır?

Bir şirket satışları artıyor diye otomatik olarak ölçeklenmeye hazır değildir.

Hazırlığı ölçmek için önce mevcut sistemin daha yüksek hacmi taşıyıp taşıyamadığına bakmak gerekir.

Aşağıdaki sorular pratik bir kontrol listesi olarak kullanılabilir:

Müşteri talebi doğrulandı mı?

Yeni müşterilerin nereden geldiği ve neden satın aldığı biliniyor mu?

Satış sistemi tekrarlanabilir mi?

Satış yalnızca kurucunun çevresine veya birkaç güçlü satışçının kişisel ilişkilerine mi bağlı?

Birim ekonomi sağlıklı mı?

Her yeni müşteri gerçekten şirkete katkı sağlıyor mu, yoksa satış arttıkça kârlılık düşüyor mu?

Operasyon standardize mi?

Yeni iş geldiğinde ekip ne yapacağını biliyor mu?

Yönetim kapasitesi var mı?

Yeni çalışan eklemek dışında yeni hacmi yönetecek yöneticiler ve karar sistemleri bulunuyor mu?

Nakit akışı büyümeyi taşıyabiliyor mu?

Satış büyürken stok, personel veya tahsilat nedeniyle oluşacak finansman ihtiyacı hesaplandı mı?

Şirket sahibine bağımlılık ölçülüyor mu?

Kurucu birkaç hafta günlük operasyondan uzaklaştığında sistem aynı kalitede çalışabiliyor mu?

Bu sorulardan birkaçına “hayır” cevabı veriliyorsa şirketin ilk önceliği daha hızlı büyümek değil, büyümeyi taşıyacak temeli güçlendirmek olabilir.

Ölçeklenme bir hız yarışı değildir.

Hazır olmayan sistemi daha hızlı çalıştırmak, mevcut darboğazları da daha hızlı büyütebilir.

İşletme Ölçeklendirme: Şirket Nasıl Ölçeklenir?

İşletme ölçeklendirme sürecinin tek bir formülü yoktur. Ancak uygulamada belirli bir sıra riski azaltır.

  1. Bugünkü ekonomik modeli ölçün.

Hangi müşteri grubu en kârlı?

Hangi ürün veya hizmet daha yüksek katkı sağlıyor?

Müşteri kazanmanın maliyeti nedir?

Yeni müşteri şirkete ne kadar operasyon yükü getiriyor?

Önce bugünkü iş modelinin gerçekten sağlıklı çalıştığını doğrulayın.

  1. Tekrarlanabilir olanı bulun.

En iyi müşteriler nasıl kazanılıyor?

En başarılı projeler hangi süreçle teslim ediliyor?

Hangi satış kanalı sürekli sonuç veriyor?

Ölçeklenme, sonuç verdiği kanıtlanmamış süreçleri çoğaltmak değildir.

Çalışan modeli çoğaltmaktır.

  1. Süreçleri standardize edin.

Prosedürler, kontrol listeleri, şablonlar, CRM akışları ve görev yönetim sistemleri oluşturun.

Kritik bilginin yalnızca kişilerin hafızasında bulunmasını azaltın.

  1. Teknolojiyi doğru noktaya yerleştirin.

Önce süreci netleştirin, sonra otomasyona geçin.

Verimsiz bir süreci otomatikleştirmek yalnızca verimsizliği hızlandırabilir.

  1. Yönetici kapasitesini geliştirin.

20 kişilik şirket ile 100 kişilik şirket aynı yönetim yapısıyla çalışmaz.

İşletme büyüdükçe yeni karar katmanları gerekir.

Yetki sınırları.

Performans göstergeleri.

Toplantı ritimleri.

Delegasyon.

İkinci kademe yöneticiler.

Büyümenin organizasyon tarafı satış tarafından geri kalmamalıdır.

  1. Finansman ihtiyacını hesaplayın.

Ölçeklenme her zaman kendi kendini finanse etmez.

Yeni ekip.

Teknoloji.

Makine.

Stok.

Pazarlama.

Yeni lokasyon.

Bunların nakit etkisi önceden hesaplanmalıdır.

  1. Küçük ölçekte test edin.

Yeni sistemi doğrudan bütün şirkete yaymak yerine pilot uygulama yapılabilir.

Yeni satış kanalı tek müşteri segmentinde.

Yeni operasyon modeli tek bölgede.

Yeni yönetim sistemi bir departmanda.

Sonuçlar ölçülür, ardından ölçek büyütülür.

  1. 90 günlük uygulama döngüsü kurun.

Bir sonraki çeyrekte bütün şirketi ölçeklemeye çalışmayın.

Örneğin ilk 90 günün üç hedefi şu olabilir:

Satış sürecini standardize etmek.

İkinci kademe yönetici yetki matrisini kurmak.

En kârlı müşteri segmentinin birim ekonomisini netleştirmek.

Sonraki çeyrek bu temel üzerinden ilerler.

Kişiden sürece geçiş

“Bu işi Ahmet bilir.”

yerine:

“Bu işin standart süreci budur.”

Süreçten sisteme geçiş

Tek tek prosedürlerin yanında satış, finans, operasyon ve ekip yönetiminin birlikte çalışması gerekir.

Patrondan yönetim ekibine geçiş

İşletme sahibinin bütün kararları kendisinin verdiği yapıdan, yetki ve hesap verebilirliğin doğru yöneticilere dağıtıldığı yapıya geçilir.

Bu süreç bir gecede gerçekleşmez.

Özellikle aile şirketleri ve kurucu merkezli KOBİ’lerde patronun rolünün yeniden tanımlanması büyümenin en önemli aşamalarından biri olabilir.

Şirketin satış, pazarlama, finans, yönetim veya liderlik gibi işletmenin temel alanlarında ölçeklenebilir sistem kurmak için MasterCLASS eğitimleri kapsamında ilgili 12 Haftalık MasterCLASS programları değerlendirilebilir.

Ölçeklenmenin Ölçütleri Nelerdir?

Ölçeklenme; gelir, kârlılık, verimlilik, birim ekonomi, operasyon kalitesi ve patron bağımlılığı göstergelerinin birlikte takibiyle ölçülür. Yalnızca ciroya bakmak doğru değildir.

Şirket %40 büyürken kârlılık, hizmet kalitesi ve nakit performansı kötüleşiyorsa büyümenin kalitesi sorgulanmalıdır.

Bu nedenle birkaç gösterge birlikte takip edilmelidir.

Alan Örnek ölçüt
Gelir Ciro büyüme oranı
Kârlılık Brüt kâr marjı, faaliyet kârı
Verimlilik Çalışan başına ciro veya brüt kâr
Birim ekonomi Müşteri başına katkı, ürün/hizmet başına brüt kâr
Satış Müşteri kazanma maliyeti, dönüşüm oranı
Operasyon Teslimat süresi, hata ve yeniden iş yapma oranı
Müşteri Yenileme, tekrar satın alma, müşteri kaybı
Yönetim Yöneticilere devredilen karar oranı
Patron bağımlılığı İşletme sahibine gelen rutin karar sayısı
Nakit Tahsilat süresi ve nakit ihtiyacı

Örneğin temsili olarak:

Gösterge Önce Ölçekleme sonrası hedef
Yıllık ciro 50 milyon TL 70 milyon TL
Çalışan sayısı 40 47
Çalışan başına ciro 1,25 milyon TL 1,49 milyon TL
Brüt kâr marjı %30 %32
Zamanında teslimat %84 %92
Kurucuya gelen rutin karar 35/hafta 15/haftanın altı

Bu tablo gerçek müşteri sonucu veya sonuç garantisi değildir. Ölçeklenmenin nasıl birden fazla gösterge üzerinden takip edilebileceğini göstermek için hazırlanmış temsili bir örnektir.

İdeal tablo yalnızca daha fazla satış değildir.

Daha fazla satışın yanında verimlilik, kalite, kârlılık ve yönetim kapasitesinin de güçlenmesidir.

Ölçeklenmeye Çalışırken Yapılan Yaygın Hatalar

Satış büyümesini ölçeklenme sanmak: Talep artar ancak operasyon ve yönetim sistemi aynı kalır.

Kârlılığı ölçmeden hacim büyütmek: Daha fazla müşteri gelirken her yeni satış beklenenden daha düşük katkı yaratabilir.

Teknolojiyi sistem sanmak: Yazılım alınır fakat hangi sürecin nasıl çalışacağı tanımlanmamıştır.

Patron bağımlılığını korumak: Yeni çalışanlar alınır ama kararlar hâlâ tek kişide toplanır.

Her müşteriyi kabul etmek: Şirket hedef segmentinin dışındaki işleri de aldıkça süreçler kişiselleşir ve tekrarlanabilirlik azalır.

Çok erken yönetim katmanı kurmak: Ölçeğin gerektirmediği ağır organizasyon maliyetleri oluşabilir.

Çok geç yönetim katmanı kurmak: Kurucu ve mevcut yöneticiler kapasite sınırına ulaşır.

Nakit ihtiyacını gözden kaçırmak: Satış büyürken personel, stok veya tahsilat finansmanı işletmeyi zorlayabilir.

Kaliteyi hacim uğruna feda etmek: Daha fazla müşteri alınır fakat teslimat performansı düşer.

Sistemi test etmeden çoğaltmak: Bir lokasyonda çalıştığı düşünülen süreç yeterince ölçülmeden beş lokasyona yayılır.

Her şeyi aynı anda ölçeklemeye çalışmak: Satış, ekip, ürün, coğrafya ve teknoloji aynı anda değiştirildiğinde hangi değişkenin sonuç yarattığını görmek zorlaşır.

Ölçeklenme hız kadar sıra meselesidir.

Önce çalışan sistem bulunur.

Sonra sistem güçlendirilir.

Ardından kontrollü şekilde çoğaltılır.

Nereden Başlayabilirsiniz?

Önce “Ne kadar büyümek istiyoruz?” sorusunu geçici olarak kenara bırakın.

Şu soruyla başlayın:

“Bugünkü şirketimiz iki kat müşteriyle yarın çalışmak zorunda kalsa ilk nerede kırılır?”

Satışta mı?

Üretimde mi?

Teslimatta mı?

Nakit akışında mı?

Yönetici kapasitesinde mi?

İşletme sahibinde mi?

Bu soru ilk ölçeklenme darboğazınızı gösterebilir.

Ardından son 12 ay üzerinden şu beş alanı ölçün:

  1. En kârlı müşteri ve ürün segmentleri
  2. Birim başına kârlılık
  3. Çalışan başına çıktı
  4. Tekrarlayan süreçlerde hata ve gecikme
  5. İşletme sahibine gelen rutin karar sayısı

Sonra bir sonraki 90 gün için en büyük darboğazı ortadan kaldıracak birkaç hedef seçin.

Scale Up’ın amacı şirketi yalnızca daha büyük hale getirmek değildir.

Amaç, daha yüksek hacmi daha güçlü bir sistemle taşıyan, büyüdükçe kontrolünü ve ekonomik kalitesini kaybetmeyen bir işletme kurmaktır.

İşletmenizi büyütmek istiyor ancak nereden başlayacağınızı tam olarak bilemiyor musunuz? Ölçeklenme sürecindeki riskleri en aza indirmek ve sağlam bir yapı kurmak için “Ölçeklenmeye Hazırlanan İşletmeler İçin 10 Adım” webinarımızda buluşalım. Büyüme yolculuğunuzu hızlandıracak ipuçlarını kaçırmayın.

Paylaş:

Benzer Yazılar

0
0
Sepetiniz
Empty CartSepetiniz BoşMağazaya Dönün
Iyzico Güvenli Ödeme
 
ActionCOACH Garantisi