Nesilden Nesile Aile işletmelerinde yönetimin devredilmesi neden bu kadar zor?
Türkiye’de sanayileşme, üretim ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren 100 yılı aşmış işletmelerin sayısı çok sınırlı. Bugün yapılan araştırmalar ve sektörel envanterler, bu sayının birkaç yüzü geçmediğini gösteriyor.
Yani binlerce işletme kuruluyor ama çok azı üçüncü, dördüncü nesile ulaşabiliyor.
Bu bir tesadüf değil.
Çünkü çoğu işletme;
- pazarı,
- ürünü,
- teknolojiyi,
- finansı
konuşurken yönetimin nesiller arası devrini konuşmayı erteliyor.
Oysa gerçek şu:
Bir işletmenin 50, 70, 100 yıl yaşaması; ne sadece iyi ürünle, ne sadece çok çalışmakla, ne de şansla açıklanabilir.
Asıl farkı yaratan şey şudur: Kurucuların yönetimi ne zaman, nasıl ve kime devrettiği.
Bu bülteni okumanızın sebebi tam da bu. Çünkü burada “teorik devir modelleri” değil;
- kurucuların sessiz kaygıları,
- fark edilmeden süreci kilitleyen duygular,
- ve bu kaygıların nasıl sağlıklı biçimde aşılabileceği
üzerine notlarımı paylaşıyorum.
Eğer bu ülkede 100 yılı aşan işletme sayısının artmasını istiyorsak, önce devir meselesini cesaretle ve doğru yerden ele almamız gerekiyor.
Aile işletmelerinde yeni nesle yönetimin devri, çoğu zaman dışarıdan bakıldığında teknik bir süreç gibi algılanır. Yetkiler devredilir, unvanlar değişir, imzalar atılır.
Oysa kurucu açısından bu süreç;
- yılların emeğini,
- iş üzerinden kurduğu kimliğini,
- karar alma gücünü,
- hatta hayat amacını
başkasına teslim etmek anlamına gelir.
Bu nedenle kurucuların yaşadığı kaygılar ne zayıflık ne de dirençtir. Aksine, bu kaygılar işine ve ailesine duyduğu sorumluluğun doğal bir sonucudur.
Bu bültende, kurucuların en sık yaşadığı kaygıları ve bu kaygıların nasıl sağlıklı biçimde yönetilebileceğini ele alıyorum.
🌱 KURUCULARIN YENİ NESLE DEVİRDE YAŞADIĞI TEMEL KAYGILAR
1️⃣ Kontrolü Kaybetme Kaygısı
Kurucular işletmeyi genellikle A’dan Z’ye yöneterek büyütmüştür. Kararlar, ilişkiler, krizler yıllarca onun sezgisi ve refleksiyle şekillenmiştir. Bu nedenle yeni nesil devralmaya başladığında şu düşünce ortaya çıkar:
“Her şey benim elimden çıkacak mı?’’
Bu kaygı genellikle şu belirtilerle kendini gösterir:
- Süreçlere fazlaca müdahale etme tutumu
- Kararların yavaşlaması
- Yetki devrinde isteksizlik
- Son anda geri alınan kararlar
Aslında kurucu, işi bırakmaktan değil; bilinçaltında şirketi kontrolsüz bırakmaktan korkar.
2️⃣ Yeni Neslin Hazır Olmaması Endişesi
Kurucu çoğu zaman yeni nesli şu sorularla değerlendirir:
- Yeterince tecrübeli mi?
- İş disiplinini gerçekten benimsedi mi?
- Zor kararların altından kalkabilir mi?
Bu endişe şu davranışlara yol açabilir:
- Eğitim ve gelişim yatırımlarının ertelenmesi
- “Biraz daha bekleyelim” söylemi
- Mikro yönetim (micromanagement)
- Yetki verip geri alma döngüsü
Hazırlık net değilse, kurucunun güveni de netleşmez.
3️⃣ İşin Değerlerinin Kaybolma Korkusu
Birçok kurucu için iş sadece ticari bir yapı değildir; ahlak, prensip, emek ve duruş üzerine kurulmuştur.
Bu nedenle sıkça şu cümleleri duyarız:
“Biz bu işi böyle kurmadık…”
“Eskiden böyle yapılmazdı…”
Bu kaygının belirtileri:
- Nesiller arası değer çatışmaları
- Aile içi iletişimde sertleşme
- Sürekli geçmişi referans almak ve geçmişten bahsetmek
Sorun değişim değildir; değerlerin korunmadan değişmesi ne dönük kaygılardır.
4️⃣ Aile İlişkilerinin Bozulması Kaygısı
Kurucu çoğu zaman şu sorumluluğu da taşır:
“Ben dengeyi sağlayan kişiyim.”
Yetki devriyle birlikte;
- kardeşler arası rekabet,
- eşlerin sürece dahil olması,
- rol belirsizlikleri
gün yüzüne çıkabilir.
Bu yüzden kurucu,
“Ben çekilirsem aile içi huzur bozulur”
korkusunu yaşar.
5️⃣ Finansal Güvenlik Endişesi
Kurucu için devir, sadece yönetimi değil; kendi geleceğini de ilgilendirir.
En sık sorulan sorular:
- Gelirim devam edecek mi?
- Emeklilik dönemim güvence altında mı?
- Bir kriz olursa kim beni koruyacak?
Finansal güvence olmadan, psikolojik olarak sağlıklı bir devir beklemek gerçekçi değildir.
6️⃣ Saygınlığın ve Otoritenin Zedelenmesi
Bu, en az konuşulan ama en derin kaygıdır.
Kurucu şunu hissedebilir:
- “Artık bana ihtiyaç yok mu?”
- “Gözden mi düşüyorum?”
- “Kenara mı alınıyorum?”
Bu kaygı çoğu zaman fark edilmez ama direncin temel kaynağıdır.
7️⃣ Belirsizlik ve Kontrol Dışı Değişim Korkusu
Yeni neslin;
- teknolojiyi hızla benimsemesi,
- farklı iş yapış biçimleri,
- hızlı karar alma tarzı
kurucunun gözünde risk olarak algılanabilir.
Aslında bu korku, belirsizliğin yarattığı doğal bir savunma refleksidir.
KURUCULAR BU KAYGILARI YAŞAMAMASI İÇİN BU SÜREÇ NASIL ELE ALINMALI?
1️⃣ Planlı ve Kademeli Bir Devir Süreci Oluşturmak
Bir anda yapılan devir, kaygıyı artırır. Oysa 3–5 yıllık, net adımlarla ilerleyen bir plan kurucunun psikolojisini rahatlatır.
Bu plan şunları içermelidir:
- Roller ve yetkilerin kademeli geçişi
- Ortak hedeflerin netleştirilmesi
- Yıllık evrimsel yetki devri planı
- Düzenli izleme ve değerlendirme toplantıları
2️⃣ Yeni Neslin Yetkinliklerini Sistemli Şekilde Geliştirmek
Kurucu, gelişim sürecini gördükçe ve yönettikçe güven duyar. Bunun için devir alacak nesilin bu sürece hazırlanması için süreci samimi olarak ele, alır, odaklanır, destek verir. Özellikle eğitim süreci için yatırım yapar ve samimi desteğini esirgemez.
Etkili uygulamalar:
- CEO’nun veya üst düzey liderin “yanında durarak” planlı işi öğrenme süreci.
- Farklı İş, birim v e fonksiyonlarında planlı çalışma fırsatı
- Yönetim ve finans okuryazarlığı eğitimleri ile desteklenme
- 360 derece geri bildirim sistemleri oluşturarak objektif geri bildirim fırsatı
Hazırlık arttıkça, kurucunun da kontrol ihtiyacı azalır.
3️⃣ Değerleri ve Kültürü Yazılı Hale Getirmek
Değerler sözlü kaldığında kaybolur. Yazılı hale geldiğinde ise kurumsal hafızaya dönüşür. Korunmasını istediği değerler için kurucu önderlik ederek yazılı oluşturulma sürecine liderlik edebilir.
Bu nedenle:
- Aile Anayasası yazılmasına dönük adımlar atılır.
- Değerler bildirgesi hazırlanabilir.
- Kültür dokümanları oluşturularak gelecekteki davranışlar tarif edilmiş olur.
kurucunun “değerler kaybolacak” korkusunu önemli ölçüde azaltır.
4️⃣ Aile İçi İletişim Mekanizmaları Kurmak
Kurucunun üzerindeki “hakemlik” yükü sistemle hafifletilmelidir.
Etkili araçlar:
- Düzenli Aile Konseyi toplantıları düzenlemek için karar alınır.
- Rol ve sorumluluk tanımları yapılır. Bu en önemli adımlardan biri.
- Şeffaf iletişim kuralları üzerinde netleşmek sağlanır.
Bu sayede aile içi ilişkiler için endişe etmeye de gerek kalmaz.
5️⃣ Finansal Güvence Yapılarını Netleştirmek
Kurucu kendini güvende hissettiğinde devri gönüllü yapar. İşletmenin sahip olması gereken varlıklar, kurucunun öz sahipliğindeki varlıklar üzerinden değerlendirme yapılır. İşletmenin sermaye ihtiyacı, yatırımlara dönük finansal ihiyaçları ve tabii ki kurucunun geleceğine dönük finansal ihtiyaçları belirlenir.
Örnek yapılar:
- Düzenli finansal ödemeler, şirketten çekilecek tutarlar vs . dönük politikalar belirlenir.
- Emeklilik paketi oluşturulur.
- Yönetim kurulu ücretlendirme modeli netleştirilir.
- Kâr dağıtım politikası belirlenir.
6️⃣ Mentorluk Rolüne Geçiş
Kurucu için en sağlıklı dönüşüm şudur:
Patronluktan bilge mentorluk rolüne geçmek.
Bu rol;
- Etkiyi kaybettirmez
- Deneyimi görünür kılar
- Yeni neslin özgüvenini artırır
Slogan:
“Kontrolü bırakmak değil, yönlendirme biçimini değiştirmektir.”
7️⃣ Bağımsız Danışman veya Yönetim Kurulu Üyesi Desteği
Tarafsız bir yapı:
- Çatışmaları azaltır
- Kararları kişisellikten çıkarır
- Kurucunun üzerindeki yükü hafifletir
🎯 SONUÇ: DEVİR BİR BIRAKIŞ DEĞİL, BİR İNŞA SÜRECİDİR
Kurucular için sağlıklı bir devir sürecinin anahtarı şudur:
- Planlı
- Şeffaf
- Kademeli
- Sistemli
bir yapı kurmak. Bunu yaparken hem işin temelleri hem de ailenin değerleri güçlendirilirse;
devir bir kriz değil, mirasın bilinçli şekilde geleceğe taşınması olur.
Eğer siz de bir aile işletmesinde yönetim devri sürecine hazırlanıyor ya da bu süreci sağlıklı yönetmek istiyorsanız, bu yolculuğu yalnız yürümek zorunda değilsiniz.
Aile işletmeleri özel webinarlarımıza yerinizi ücretsiz ayırtmak için buraya tıklayın.












